International Periodical for the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic


Download 252.86 Kb.

bet2/4
Sana25.04.2018
Hajmi252.86 Kb.
1   2   3   4

Turkish Studies 

International Periodical for the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic 

Volume 12/27 

üzerine Ebûbekir Ömer’e: ‘Sen sırf bana muhalefet olsun diye bunu önerdin’ dedi. Ömer ise böyle 

bir niyetinin olmadığını söyledi. Derken sesleri yükseldi. Bu olay üzerine ‘Ey iman edenler, sesinizi 

Peygamber’in sesinden fazla yükseltmeyin.’ (Hucurât: 49/2) ayeti nazil oldu. İbn Zübeyr dedi ki: 

“Bu  ayet  nazil  olduktan  sonra  Ömer,  Resûlullah’ın  (s.a.v.)  kendisine  ne  dediğini  açıklamasını 

istemedikçe sesini ona duyurmazdı. Dedesi olan Ebûbekir için ise aynı durumdan bahsetmemiştir. 

(Buhârî, bty.: Tefsir, h.no: 4845) Buhârî’nin başka bir rivayetinde “Ey iman edenler! Allah’ın ve 

Peygamberinin  önüne  geçmeyin.”  (Hucurât:  2)  ayetiyle  başlayan  ilk  ayetler  indi,  ifadesi  yer 

almaktadır. (Buhârî, Tefsir, h.no: 4845) 

Buhârî’de yer alan hadisin her iki rivayeti birlikte düşünüldüğünde bu rivayetin birinci ayetin 

de nüzûl sebebi olarak zikredildiği görülür. Ayrıca bu rivayet; 

1. Senet açısından sahihtir. 

2. Lafzın yapısı / siga açısından sebeb-i nüzûle delaleti kesindir. 

3. Başlıca rivayet tefsirlerinde ve sebeb-i nüzûl alanında yazılmış önemli eserlerde ayetin 

sebeb-i nüzûlü olarak zikredilmiştir. (İbn Cerîr, bty.: XXI, 335-343; İbn Ebî Hâtim, 1997: X, 3302; 

İbn Kesîr, bty.: XIII, 136-142; Vâhidî, 1991: s. 104-103;Suyûtî, 2003: XIII, 527-539; Suyûtî, 2002: 

s. 238-239; Müzeynî, 2006: II, 911-912) 

Sonuç  olarak  senedinin  sahih  olması,  lafzının,  nüzûl  sebebine  açık  olarak  delalet  eden 

sigalardan  olması,  ifade  ettiği  anlamın  ayetlerin  muhtevasına  uygun  olması  ve  müfessirlerin  onu 

nüzûl sebebi olarak zikretmiş olmaları, bu rivayetin ayetin nüzûl sebebi olduğunu göstermektedir. 

(Muzeynî, 2006: II, 913)  

Bu rivayet doğrudan Resûlullah’a (s.a.v.) karşı yapılmış bir saygısızlığı ifade etmemektedir. 

Sadece iki sahabînin tayin edilecek kişi hakkında kendi aralarında tartıştıkları ve birbirlerine karşı 

seslerini  yükselttiklerinden  söz  etmektedir.  Resûlullah’ın  (s.a.v.)  yanında  gerçekleşen  bu  olay 

üzerine, onun huzurunda seslerin yükseltilmemesi gerektiğini ifade eden bu ayet inmiştir. Bununla 

Resûlullah’ın  (s.a.v.)  huzurunda  ne  kadar  dikkatli  ve  hassas  olunması  gerektiği  müminlere 

öğretilmiştir. Nitekim nüzûl sebebini beyan eden bu hadiste, ayetlerin nüzulünden sonra Hz. Ömer’in 

Resûlullah  (s.a.v.)  ile  konuşurken  ne  kadar  alçak  sesle  konuştuğunu  açıklayan  ifadeler  yer 

almaktadır.  

1.2.

 

Kırtâs Olayında Muhalefeti  

Mekârim  Şirâzî  “Kırtâs  olayı”nın  Resûlullah’ın  (s.a.v.)  hayatının  son  demlerinde 

gerçekleşmiş  ve  herkesçe  bilinen  önemli  konulardan  biri  olduğunu  belirttikten  sonra  bunun 

Müslim’de yer aldığını, Buhârî’de de az bir farkla zikredildiğini ifade ederek şu hadisi nakletmiştir: 

Resûlullah  (s.a.v.)  ölüm  döşeğinde  iken,  evinde  Ömer  b.  Hattâb’ın  da  aralarında  bulunduğu  bazı 

kimseler vardı. Resûlullah (s.a.v.) şöyle dedi: “Getirin!, size bir şey yazayım da sonrasında sapkınlığa 

düşmeyesiniz.” Bunun üzerine Ömer: “Resûlullah’ın (s.a.v.) hastalığı ağırlaştı. Yanınızda Kur’an 

var,  Allah’ın  Kitabı  bize  yeter”  dedi.  Evde  bulunanlar  ihtilafa  düştüler  ve  tartıştılar.  Onlardan 

bazıları, “Getirin, Resûlullah (s.a.v.) size sonrasında sapıtmayacağınız bir şey yazsın” dedi. Bazıları 

da  Ömer’in  söylediği  şeyi  söyledi.  Huzurunda  gereksiz  konuşma  ve  ihtilafı  fazlalaştırdıklarında, 

Resûlullah’ın (s.a.v.) onlara “kalkınız” dedi. (Şirâzî, 1421: XVI, 522)  

Mekârim Şirâzî daha sonra şunları ifade etmiştir: Bu olay İslam tarihinde meydana gelen 

önemli meselelerdendir. Tahlil ve tafsile ihtiyaç duyar ki burası yeri değildir. Ancak her ne olursa 

olsun bu durum Resûlullah’ın (s.a.v.) emrini yerine getirmemenin ve “Ey iman edenler, Allah’ın ve 

Peygamberinin önüne geçmeyin…” ayetine muhalefetin en açık örneklerindendir. Burada bizim için 

önemli olan şey, İslamî ve İlahî disipline riayet etmenin; mutlak teslimiyet ruhunu, hayatın bütün 


182 

 

 



 

 

 



 

 

  



 Abdurrahman ENSARİ 

 

Turkish Studies

 

International Periodical for the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic 

Volume 12/27 

alanlarında  İlahî  otoritenin  kabulünü  ve  liderin  makamına  kuvvetli  bir  şekilde  iman  etmeyi 

gerektirdiğidir. (Şirâzî, 1421: XVI, 522-523)  

Mekârim Şirâzî bu sözleriyle Hz. Ömer’in Resûlullah’ın (s.a.v.) emrini yerine getirmediğini 

ve bu ayete açıkça muhalefet ettiğini iddia etmiştir. 

Değerlendirme 

Mekârim  Şirâzî’nin  aktardığı  bu  rivayetler  bahsettiği  kaynaklarda  aynen  yer  almaktadır. 

(Buhârî,  İlim,  h.no:  114;  Müslim,  Vasiyyet,  5,  h.no:  1637)  Onun  bu  ifadelerini  değerlendirmeye 

geçmeden  önce  Resûlullah’ın  (s.a.v.)  gerek  sağlığında  gerekse  hastalığında  şer’î  bir  hükmün 

değişmesine asla seyirci kalmayacağını, Allah’ın tebliği ile görevlendirdiği her şeyi tebliğ ettiğini, 

açıklamasını istediği her şeyi açıkladığını, onun risalet makamını zedelemeyecek ve şeriatına zarar 

vermeyecek bedeni hastalıklara maruz kalabileceğini (Nevevî, bty.: XI, 90) hatırlatmak,

 

sağlıklı bir 



değerlendirme için gereklidir.  

Bu anlaşıldıktan sonra Resûlullah’ın (s.a.v.) yazmayı  istediği şeyin ne olduğu konusunda 

âlimlerin  yorumlarına  bakılabilir.  Bazı  âlimler  Resûlullah’ın  (s.a.v.)  yazmak  istediği  şeyin,  daha 

sonra tartışmalar çıkmasın diye halifenin tayini olduğunu, bazı alimler de haklarında ihtilaf çıkmasın 

diye en önemli hükümlerin beyanı olduğunu söylemişlerdir. (Nevevî, bty.: XI, 90) 

Hz. Ömer’in bu konudaki tavrına gelince, bu hadisin şerhi konusunda açıklamada bulunan 

Sünnî âlimler Mekârim Şirâzî’nin iddiasının aksine Hz. Ömer’in bu tavrının onun fıkhına, faziletine 

ve derin ufkuna delalet ettiği konusunda ittifak etmişlerdir. Buna işaret eden bazı hususları şöyle 

sıralamışlardır:  

1. Emir - aksi bir karine olmadıkça - vucûp ifade eder; ancak Hz. Ömer ve arkadaşları emrin 

burada irşad amaçlı olduğunu ve vucûp ifade etmediğini anlamışlardır. Bundan dolayı hasta haliyle 

Resûlullah’ın (s.a.v.) rahatsız edilmesini istememişlerdir. Ayrıca Yüce Allah’ın “Bu gün sizin için 

dininizi kemale erdirdim” (Maide: 5/3), “Biz Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık” (En’am: 6/38), 

“Sana bu Kitabı, her şeyi açıklayıcı olarak indirdik” (Nahl: 16/89) ayetlerini de düşündüklerinden 

dolayı Hz. Ömer “Allah’ın Kitab’ı bize yeter” demiştir. 

2. Hz. Ömer, Allah’ın dininin kemale erdiğini bildiği, ümmetin dalalete girmeyeceğinden 

emin olduğu, ayrıca bir şeyler yazma işinin de uzun süreceğini düşündüğü için Resûlullah’ın (s.a.v.) 

rahatsız edilmemesini istemiştir. (Nevevî, bty.: XI, 90) 

3. Resûlullah’ın (s.a.v.), Hz. Ömer’i kınamaması onun görüşünü uygun gördüğüne delalet 

etmektedir; çünkü Resûlullah’ın (s.a.v.) yanlışa karşı susması mümkün değildir. (Nevevî, bty.: XI, 

91; İbn Hacer, 1379: VIII, 134) 

4. Resûlullah’ın (s.a.v.) kalkmalarını emretmesi, ilk emri olan yazma emrinin vucûp ifade 

etmediğine delalet etmektedir. Şöyle ki, yazma emri Buhârî’de yer alan Said b. Cübeyr hadisinde 

ifade edildiği üzere Perşembe günü gerçekleşmişti. (Buhârî, Megâzî, h.no: 4431) Resûlullah (s.a.v.) 

ise dört gün daha yaşadı. Buna rağmen bu talebini tekrarlamadı. Şayet bu emir vucûp ifade etseydi, 

Resûlullah (s.a.v.) onların ihtilafından dolayı bu vacibi terk etmezdi. (İbn Hacer, 1379: VIII,  431) 

Kurtûbî sahabenin bu konudaki ihtilafının “Herkes mutlaka ikindi namazını Benî Kureyza’da kılsın” 

(Buhârî, Salatu’l-Havf, h.no: 946) hadisi üzerindeki ihtilafına benzediğini söylemiştir. Bazıları ikindi 

namazı  vaktinin  geçeceğinden  korktuğu  için  vaktinde  kılmış,  bazıları  da  bu  emrin  zahirinden 

hareketle  ikindi  namazını  vakti  çıktıktan  sonra  kılmıştır.  Resûlullah  (s.a.v.)  de  iyi  niyet  ve 

içtihatlarından dolayı kimseyi kınamamıştır. (İbn Hacer, 1379: VIII, 431)  

Sonuç  olarak  Mekârim  Şirâzî’nin  Hz.  Ömer’in  Resûlullah’ın  (s.a.v.)  emrini  yerine 

getirmediği iddiası ilk bakışta doğru görülse bile, 


El-Emsel fî Tefsîri Kitâbillâhi’l-Münezzel Adlı Şîa Tefsirinde Hz. Ömer Algısı 

          183 

 

Turkish Studies 



International Periodical for the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic 

Volume 12/27 

1. Hz. Ömer’in bunu Resûlullah’ın (s.a.v.) içinde bulunduğu sıkıntıyı hafifletmek amacıyla 

yaptığı ilgili hadislerden anlaşılmaktadır.  

2. Resûlullah’ın (s.a.v.) bu emrinin vucûp ifade etmediği kesindir; çünkü vucûp ifade etseydi 

Resûlullah (s.a.v.) mutlaka gereğini yapardı.  

3. Hz. Ömer’in davranışının yanlış olmadığı da kesindir; çünkü yanlış olsaydı Resûlullah 

(s.a.v.) onun bu yanlışına kesinlikle sessiz kalmazdı.  

Ayrıca Resûlullah’ın Hz. Ömer’in bu tasarrufunu kınamayıp ona karşı sessiz kalması Hz. 

Ömer’in bu tavrını uygun gördüğüne delalet etmektedir. Dolayısıyla Mekârim Şirâzî’nin bu olaydan 

yola çıkarak Hz. Ömer’in “Ey iman edenler! Allah’ın ve Peygamberinin önüne geçmeyin...” ayetine 

açıkça muhalefet ettiği iddiasının kabul edilebilir bir dayanağı yoktur.  

2.

 

Halifenin Tayini İçin Oluşturduğu Şura Meclisinin Şura Kriterlerine Uymadığı  

Mekârim  Şirâzî,  “( ِرْمَ ْلْا يِف  ْمُهْرِواَشَو) İş konusunda onlarla müşavere et” (Ali İmrân 3/159) 

ayetinin tefsirinde yaptığı bazı açıklamalardan sonra “Ömer b. Hattâb’ın Şurası” başlığını açmış ve 

bu başlık altında şunları ifade etmiştir: Ehl-i sünnet âlimleri ve müfessirlerinden bir grup şura ayetine 

ulaştıklarında Ömer b. Hattâb’ın üçüncü halifenin seçimi için oluşturduğu altı kişilik şûra meclisine

4

 



işaret etmişlerdir. Yaptıkları detaylı açıklamalarla bu ayetin ifade ettiği anlamı ve istişare ile ilgili 

rivayetleri bu çalışma ve fikre yorumlamak için çaba sarf etmişlerdir. (Şirâzî, 1421: II, 746-753)  

Mekârim  Şirâzî,  Hz.  Ömer’in  tayin  ettiği  altı  kişilik  şûra  meclisinin,  şûra  kriterlerine  ve 

müşavere ölçülerine asla uygun olmadığını şu gerekçelere dayanarak ifade etmiştir:  

1. Eğer Ömer genel olarak Müslümanlarla müşavereyi amaçlamışsa neden bu meclisi  altı 

kişi ile sınırlamıştır. Ümmetin akil ve müfekkirleri bu altı kişi ile sınırlı değildir. Selmân, Ebû Zer, 

Mikdâd  ve  İbn  Abbâs  gibi  daha  nice  önemli  şahsiyetler  bu  şûra  meclisinden  uzak  tutulmuştur. 

Dolayısıyla şûranın altı kişi ile sınırlı tutulması onu şûraya dayalı bir birlik olmaktan ziyade siyasi 

hizipleşmeye yakın bir ittifak kılmaktadır. 

2. Bu altı kişinin tayininden, kararları karşı konmadan uygulanabilecek güçlü ve nüfuz sahibi 

kimseler  amaçlanmışsa  bu  da  isabetli  değildir.  Çünkü  o  günlerde  Ensarın  tartışmasız  lideri  olan 

Ubâde  b.  Sâmit  ve  Ğifâr  kabilesinde  sözü  dinlenen  en  önemli  şahsiyeti  Ebû  Zer  el-Ğifârî  gibi 

şahsiyetler de bu şûra meclisinden uzaklaştırılmıştı.  

3. Biz biliyoruz ki bu şûrada muhalif ve muarızlar için ölüm tehdidine varacak kadar katı ve 

acımasız  şartlar  koşulmuştu.  İslam’ın  belirlemiş  olduğu  şûra  sisteminde  böyle  bir  şeye  asla  yer 

olmadığı halde bu şûrada nasıl bu şartlar koşulabilmiştir. (Şirâzî, 1421: II, 753-754)  



Değerlendirme 

Mekârim Şirâzî, Ehl-i sünnet alimleri ve müfessirlerinden bir grubun bu ayete / şûra ayetine 

ulaştıklarında Ömer b. Hattâb’ın üçüncü halifenin seçimi için oluşturduğu altı kişilik şûra meclisine 

işaret ettiklerini, bu ayetin ifade ettiği anlamı ve istişare ile ilgili rivayetleri bu fikre yorumlamak için 

çaba sarf ettiklerini ifade etmiştir.  

Mekârim Şirâzî bu ifadesini doğrulayan kaynaklarını da zikretseydi çok iyi olurdu. Çünkü 

Ehl-i  Sünnet  âlimlerinin  yazdıkları  en  önemli  tefsir  kaynakları  üzerinde  yaptığımız  araştırmada 

onların özel anlamda böyle bir çaba içine girdiklerini göremedik. İbn Cerîr (310/923), İbn Ebî Hâtim 

                                                 

4

 Hz. Ömer’in kendisinden sonra halife seçimi için oluşturduğu altı kişilik şura meclisi üyeleri şunlardır: Hz. Osman b. 



Affân (35/656), Hz. Ali b. Ebî Tâlib (40/661), Hz. Abdurrahman b. Avf (32/652), Hz. Talha b. Ubeydullâh (36/656), Hz. 

Zubeyr b. Avvâm (36/656) ve Hz. Sa'd b. Ebi Vakkâs (55/675). Bkz. (Parlak, 2012: s. 75)

 


184 

 

 



 

 

 



 

 

  



 Abdurrahman ENSARİ 

 

Turkish Studies

 

International Periodical for the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic 

Volume 12/27 

(377/933), Cessâs (370/930), Bağavî (510/1117), İbnü’l-Cevzî (797/4704), Râzî (606/4740), Nesefî 

(710/4340), İbn Kesîr (774/1372), Ebu’s-Suûd (937/1574) Suyûtî (944/4707) ve Âlûsî (

70

47 /4371) 



bu ayetin tefsirinde Hz. Ömer’in oluşturduğu altı kişilik şûra meclisine hiç değinmemişlerdir. (İbn 

Cerîr, bty.: VI, 188-192; İbn Ebî Hâtim, 1997: III, 801-802; İbnu’l-Cevzî, 1422: I, 340-341; Râzî, 

1420: IX, 409-411; Bağavî, 1997: I, 124; İbn Kesîr, bty.: III, 234-237; Cessâs, 1405: II, 329-331; 

Nesefi, 2005: I, 306; Ebu’s-Suûd, bty.: II, 105; Suyûtî, 2003: IV, 87-91; Âlûsî, 1415: II, 318-319) 

İbn  Atiye  (542/1148)  ve  Kurtûbî  (671/1273)  ise  sadece  bir  cümle  ile  buna  değinmişlerdir  ki  her 

ikisinin de kullandığı cümle bile aynıdır. Muhtemelen ya Kurtûbî İbn Atiye’den nakletmiş veya her 

ikisi başka bir kaynaktan nakletmişlerdir. Onların bu konuda kullandıkları cümle şöyledir: “Ömer b. 

Hattâb (r.a) - en önemli olay/mesele olan - hilafeti şûraya bırakmıştır.” (İbn Atiyye, 1422: I, 534; 

Kurtûbî,  1964:  IV,  251)  İbn  Âşûr  da  buna  kısa  bir  şekilde  şöyle  değinmiştir:  “Ömer  b.  Hattâb 

kendisinden sonra hilafet işini, tayin ettiği altı kişilik şûra meclisine bırakmış ve bu meclisin denetimi 

için de Ensar’dan elli kişiyi görevlendirmiştir.” (İbn Âşûr, 1984: IV, 150) 

Mekârim  Şirâzî’nin  Hz.  Ömer’in  tayin  ettiği  altı  kişilik  şûra  meclisinin,  şûra  kriterlerine 

uygun olmadığı iddiasına ve bunun gerekçelerine gelince, önce şunu ifade etmek gerekir: Mekârim 

Şirâzî kendisine göre doğru olan şûra kriterlerini açıkça zikretmemiştir. Bundan dolayı Hz. Ömer’in 

oluşturduğu  şûra  meclisinin  hangi  kriterlere  uygun  olmadığını  tespit  etmek  son  derece  zordur. 

Bununla beraber Mekârim Şirâzî’nin Hz. Ömer’in oluşturduğu şûra meclisini tenkidinden anlaşıldığı 

kadarıyla onun oluşturduğu şûra meclisinde şu kriterler ihlal edilmiştir: 

1. Şûra meclisi istişareye ehil olan herkesi kapsamalıdır. Hz. Ömer, bu meclisi altı kişi ile 

sınırlı tutmakla bu kriteri ihlal etmiştir. 

2.  Şûra  meclisi,  kararları  karşı  konmadan  uygulanabilen  ümmetin  maslahatını  bilen  ve 

koruma gücüne sahip olan nüfuz sahibi kimseleri kapsamalıdır. Bu kriterleri taşıyan bazı kimseler 

bu altı kişilik şura meclisin dışında tutulmuştur.  

3. Muhalifler görüşlerini açıkça ifade edebilmelidir. Bu şûra meclisinde muhaliflere ölüm 

tehdidine varacak derecede acımasız şartlar koşulmuştur.  

Menâr  tefsirinin  sahibi,  Mekârim  Şirâzî’nin  ilk  iki  itirazına  cevap  olabilecek  mahiyette 

şunları ifade etmiştir: Hz. Ömer’in bu sayıyı altı kişi ile sınırlı tutmasının onun içtihadı olduğunu, 

onun bu sayıyı az tutmakla ihtilaf fitnesinin önüne geçtiğini ifade etmiştir. Hz. Ömer’in tayin ettiği 

bu  altı  kişinin  ümmetin  maslahatını  bilen,  bunları  nasıl  koruyacaklarının  farkında  olan  ve  halkın 

görüşlerine başvurduğu, öyle ki ittifak etmeleri halinde ümmetin kendilerine uyacağı, ihtilaf etmeleri 

durumunda ise her birinin görüşü etrafında farklı grupların oluşabileceği kimseler olduğunu ifade 

etmiştir. Dolayısıyla Hz. Ömer’in yaptığı şey, o gün ümmetin içinde bulunduğu koşullar açısından 

şûranın ikamesi için yapılabilecek en nihai şeydir. (Reşîd Rızâ, 1990: IV,167) 

Mekârim Şirâzî, üçüncü iddiasını takviye edecek hiçbir şey söylememiştir. Bu iddia gerek 

Hz. Ömer’i gerek şûra meclisi üyelerini ve gerekse diğer sahabileri ağır bir itham altına almaktadır. 

Çünkü bu durum, Hz. Ömer’in altı kişiyi tayin edip diğerlerine, hem dışlamak hem de tehdit etmek 

suretiyle zulmettiği; bu meclisin de Hz. Ömer’in talebini yerine getirmek ve yaptığı baskılara sessiz 

kalmakla  onun  bu  zulmüne  ortak  olduğu;  yapılan  baskı,  zorlama  ve  tehditlere  sessiz  kalan  diğer 

sahabilerin de haksızlığa boyun eğecek kadar zelil oldukları anlamına gelmektedir. Bu kadar ağır bir 

itham sadece bir iddia ile ispatlanamaz. Ayrıca Mekârim Şirâzî bunu söylemekle kendi değerleriyle 

de çelişmektedir. O, bu altı kişilik meclis üyelerinden birinin Hz. Ali olduğunu bilmiyor mu? Bu 

meclisin  tayin  veya  icraatında  baskı  ve  zülüm  varsa  Hz.  Ali’nin  de  bunun  ortağı  olduğunu 

söyleyebilir mi? Hz. Ali’yi bundan istisna edecek bir savunması varsa bu savunma neden meclisin 

diğer üyeleri için de geçerli olmasın? 


El-Emsel fî Tefsîri Kitâbillâhi’l-Münezzel Adlı Şîa Tefsirinde Hz. Ömer Algısı 

          185 

 

Turkish Studies 



International Periodical for the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic 

Volume 12/27 

Sonuç olarak Mekârim Şirâzî’nin Hz. Ömer’in altı kişilik şûra meclisi ile ilgili,  

1. Ehl-i sünnet âlimlerinden ve müfessirlerinden bir grubun şûra ayetinin tefsirinde Hz. Ömer 

b. Hattâb’ın oluşturduğu altı kişilik şûra meclisine işaret ettikleri, bu ayetin ifade ettiği anlamı ve 

istişare ile ilgili rivayetleri bu uygulamaya  yorumlamak için çaba sarf ettikleri iddiasının gerçeği 

yansıtmadığı, 

2. Altı kişilik şûra meclisinin, şûra kriterlerine uygun olmadığı iddiasının doğru olmadığı, 

3. Bu şura meclisinde, muhaliflere katı ve acımasız şartlar koşulduğu iddiasını kanıtlayacak 

hiç bir delilinin bulunmadığı anlaşılmıştır.  

3. Bilgisinin Yetersizliği 

Mekârim Şirâzî, Kâf: 50/19. ayetin tefsirinde bir kıssaya dayanarak Hz. Ömer’in bilgisizce 

hüküm verdiğini, İnsân: 76/1. ayetin tefsirinde Hz. Ömer’e isnat edilen bir rivayete dayanarak onun 

yaratma meselesine itiraz ettiğini, Abese: 80/30. ayetin tefsirinde Hz. Ömer’in Kur’an hakkındaki 

bilgisinin yetersiz olduğunu iddia etmiştir. Söz konusu iddia değerlendirilmeleri şöyledir: 

3.1.

 

Bilgisizce Hüküm verdiği 

Mekârim Şirâzî, “( ُدي ٖحَت ُهْنِم َتْنُك اَم َكِل ٰذ ِّقَحْلاِب ِتْوَمْلا ُةَرْكَس  ْتَءاَجَو) Ölüm sarhoşluğu hak olarak geldi. 

İşte bu, senin kaçıp durduğun şeydir.” (Kâf: 50/19) ayetinin tefsirinden sonra “Bahisler” başlığını 

açmıştır. Bu başlık altında ele aldığı konulardan biri “Ölüm haktır” konusudur. Bu konuyu şöyle bir 

kıssa ile tamamlamıştır: Bazı rivayetlerde yer aldığına göre bir adam Ömer’e gelip şöyle dedi: Ben 

fitneyi  seviyor,  haktan  hoşlanmıyor  ve  görmediğime  de  şahitlik  ediyorum.  Bunun  üzerine  Ömer 

adamın  hapsedilmesini  emretti  ve  adam  hapsedildi. Durum  Ali’ye  intikal  ettiğinde,  o: “Ey  Ömer 

onun hapsedilmesi zülümdür ve sen böyle yapmakla günah işlemiş oldun” dedi. Ömer: “Neden?” 

diye sordu. Ali de: “O mallarını ve evlatlarını seviyor, Yüce Allah da bazı ayetlerde bunların fitne 

olduğunu  söylemiştir.  “(ةنتف  مكدلاوأو  مكلاومأ  امّنإ)  Mallarınız  ve  çocuklarınız  ancak  birer  fitnedir  / 

imtihandır.”  (Teğâbun:  64/15)  Ölümden  hoşlanmıyor,  Kur’an  onun  hak  olduğunu  ifade  etmiştir. 

“( ّقحلاب توملا ةركس تءاجو) Ölüm sarhoşluğu bir hakikat olarak geldi” (Kâf: 50/19) Allah’ın birliğine 

şahitlik  ediyor,  oysa  onu  görmemiştir”  dedi.  Bunun  üzerine  Ömer:  “Ali  olmasaydı  Ömer  helak 

olurdu” dedi. (Şirâzî, 1421: XVII, 39) 



Değerlendirme 

Mekârim Şirâzî bu kıssayı Rûhu’l-Beyân tefsirinden nakletmiştir. Bu kıssa Rûhu’l-Beyân’da 

“(يكح) hikaye edilmiştir / anlatılmıştır” sigasıyla zikredilmiştir. (Bursevî, bty.: IX, 118) Bu anlatım 

biçimi aktarılan bilginin zayıf olduğuna delalet eder. Ayrıca bu olay senetsiz olarak aktarılmıştır ki 

senetsiz gelen rivayetler sıhhat açısından bir anlam ifade etmez. 

Mekârim Şirâzî’nin zikrettiği kıssaya benzer kıssalar bazı kitaplarda zikredilmiştir. Ancak 

bu kıssalar hem senetsiz olarak nakledilmiştir, hem de bunlarda Hz. Ömer’in bu ifadeyi kullananı 

hapsettiği ve “Ali olmasaydı Ömer helak olurdu” ifadesi yer almamaktadır. (İbn Atiyye, 1422: V, 

320) 

“Ali olmasaydı Ömer helak olurdu” ifadesi bazı kaynaklarda, Mekârim Şirâzî’nin zikrettiği 



kıssadan farklı bağlamlarda - zina eden mecnun kadın hakkındaki rivayet gibi - yer almıştır. (Munâvî 

1356: IV, 356, h.no: 5594; İbnu’l-Arabî bty.: I, 321; Safedî, 2000, XXI, 179) Âmirî, Hz. Ömer’e 

nispet  edilen  “Ali  olmasaydı  Ömer  helak  olurdu”  ifadesini  hadis  olmayan  sözler  arasında 

zikretmiştir. (Amirî, 1412: s. 186) Dimeşkî de bu ifadenin İbn Abdilberr’in  İstiâb’ında yer aldığı 

üzere  senedinde  Muemmel  b.  İsmail’in  yer  aldığını  ve  bundan  dolayı  da  zayıf  olduğunu  ifade 

etmiştir. (www.frqan.com /http://www.saaid.net)  



186 

 

 



 

 

 



 

 

  



 Abdurrahman ENSARİ 

 

Turkish Studies

 

International Periodical for the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic 

Volume 12/27 

Görüldüğü gibi Mekârim Şirâzî’nin Rûhu’l-Beyân’dan naklettiği kıssa sıhhat açısından bir 

değer  ifade  etmemektedir.  Sahih  olmayan  böyle  bir  kıssaya  dayanarak  Hz.  Ömer’in  bilgisinin 

yetersizliğine ve onun bilgisizce hüküm verdiğine karar vermek ya da bunu ima etmek doğru değildir. 

Kaldı  ki  bir  adamın  Hz.  Ömer’e  gelip  adeta  bir  bilmece  üslubuyla  kendisini  ihbar  etmesi,  Hz. 

Ömer’in de sadece böyle bir ihbara itibar ederek onu hapsetmesi makul bir şey değildir.  



3.2.

 

Yaratma Meselesine İtirazı 

Mekârim Şirâzî “(اًروُكْذَم ائْيَش  ْنُكَي ْمَل ِرْهَّدلا  َنِم  ٌني ٖح ِناَسْنِ ْلاا ىَلَع ىٰتَا  ْلَه ) İnsan (henüz) anılır bir şey 

değilken  (yaratılmamışken)  üzerinden  uzunca  bir  zaman  geçmiştir.”  (İnsân:  76/1)  ayetini 

açıkladıktan  sonra  Mecmeü’l-Beyân’dan  Hz.  Ömer’e  isnat  edilen  bir  rivayeti  nakletmiştir.  Söz 

konusu rivayet şöyledir: Denildiğine göre Ömer b. Hattâb bir adamın bu ayeti okuduğunu duydu. 

Bunun üzerine şöyle dedi: “Keşke Âdem olduğu gibi kalsaydı. Çocuğu olmaz, evlatları da imtihan 

edilmezdi.” Bu nakilden sonra da rivayetin sıhhati ile ilgili herhangi bir açıklamada bulunmadan 

şöyle  bir  değerlendirme  yapmıştır:  “(قلخلا  ةلأسم  ىلع  هضارتعلإ  لوقلا  بئاجع  نم  اذه)  Bu  onun  yaratılış 

meselesine itiraz ettiği çok ilginç bir sözdür.” (Şirâzî, 1421: XIX, 244) 



Do'stlaringiz bilan baham:
1   2   3   4


Ma'lumotlar bazasi mualliflik huquqi bilan himoyalangan ©fayllar.org 2017
ma'muriyatiga murojaat qiling