Çukurova üNİversitesi jeoloji MÜhendiSLİĞİ BÖLÜMÜ


Download 14.86 Kb.
Pdf ko'rish
bet6/22
Sana26.11.2017
Hajmi14.86 Kb.
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   22

 
Keywords: Dendritic agate, opal,  replacement, magnesite, sepiolite. 
 

 
 
35
Hatıldağ Formasyonunun (Ağsaklar/Bolu) Organik Karbon ve İz Metal 
Zenginleşmeleri 
 
Organıc Carbon And Trace Metal Enrıchments Of The Hatıldag Formatıon (Agsaklar/Bolu) 
 
D. Banu KORALAY ve Ali SARI 
Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü 
06100, Beşevler-Ankara/Türkiy

ÖZ 
Paleosen-Eosen zaman aralığında çökelmiş tortul birimlerden oluşan Hatıldağ 
Formasyonu Kızılçay Grubunun alt kesimlerini oluşturur. Kızılçay grubu Hatıldağ, 
Kabalar ve Dağhacılar formasyonlarından oluşmaktadır. Hatıldağ formasyonu bitümlü 
şeyllerinin Fe grubu elementleri olan Ni, Co, Cr, Mn, Sc, Fe, Ti ve V gibi iz element 
içerikleri saptanmış olup, bu değerlerin geniş bir aralıkta değiştiği görülmektedir. 
Hatıldağ formasyonu bitümlü şeyllerinin Corg değerleri % 0.05 ve 11.18 arasında olup, 
ortalama % 6.73’ tür. Bu çalışmada Corg değerleri ile demir grubu elementleri 
arasındaki ilişki ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bazı seviyelerdeki düzensizliklere 
rağmen, genel trende göre Corg ile demir grubu elementleri arasında paralellik olduğu 
görülmektedir. Hatıldağ formasyonu bitümlü şeylleri iz elementlerinden Ni (ortalama 
94.82 ppm) ortalama şeyl (68 ppm) bileşimine göre zenginleşme göstermektedir. 
Element içerikleri ve organik madde ilişkilerine göre bitümlü şeyl örneklerinin 
çoğunlukla ökzinik zon ile normal denizel çökelme ortamı  sınırında ve pirit oluşum 
ortamında depolandıkları belirlenmiştir. 
 
Anahtar Kelimeler: Organik karbon, bitümlü şeyl, iz metal, kerojen, organik madde.                                 
 
ABSTRACT 
Hatildag formation which contains sedimentary units of the Paleocene-Eocene age 
represents the lower part of Kızılçay Group. Kızılçay Group consists of Kabalar and 
Daghacilar formations. Hatildag formation which is composed of bituminous shales and 
the bituminous shales contains Fe-group elements such that Ni, Co, Cr, Mn, Sc, Fe, Ti, 
and V, which show wide range of variations. The Corg values of the Hatildag formation 
bituminous shales are between 0.05 % and 11.18 % and the average value is 6.73 %. In 
this study, relationship between the Corg values and Fe-group elements has been 
established. Although these are some irregularities in general, there are some 
parallelism between the Corg and Fe-group elements, have been obtained. Ni (average 
94.82 ppm) which is the trace element of Hatildag formation bituminous shales shows 
enrichment compare to the average shale (68 ppm) content. It is clear that according to 
element contents and organic matter relations bituminous shales are deposited at the 
euxinic zone and marine environment where pyrite occurrences observed. 
 
Keywords: Organic carbon, bituminous shales, trace metal, kerogene, organic matter. 
 
 
 

 
 
36
Nadara (Uşak) Çevresindeki Volkanik Kayaçların Hidrotermal Alterasyonu ile 
İlişkili Kil Zonu 
 
Clay Zone Related With Hydrothermal Alteration Of Volcanic Rocks Around Nadara (Uşak) 
 
Canan ÖNER  
Jeoloji Yüksek Mühendisi  
canan_oner@yahoo.com
 
 
 
ÖZ 
 
Çalışma alanı  Uşak ili Merkeze bağlı Nadara Köyü ve civarıdır. Çalışma sahasının 
temelinde Palezoyik yaşlı Menderes masifi şistleri bulunur. Şistlerin üzerine Triyas 
yaşlı mermerlerle Miyosen yaşlı volkanik kayaçlar gelmektedir. Pliyosen yaşlı çakıltaşı, 
kumtaşı, kiltaşı ve marn tabakalarından oluşan birim sahanın en genç kayaçıdır.  
Çalışma alanının Kuzeyinde halen işletilen bir demir ocağı yer almaktadır. İşletmenin 
açık kısımlarda ve sahanın Kuzeydoğu’sunda Miyosen yaşlı Karaboldere 
Volkanizmasına ait ortaç –asidik volkanizma ve bunların ürünleri ( proklastik kayaçlar 
andezit, riyolit) yer almaktadır. Sahada bu volkanik kayaçları kesen faylar mevcuttur. 
Özellikle açık işletmenin olduğu kısımlarda volkanik kayaçlar ile demir cevheri 
arasında kalınlığı 2–3 metreyi bulan bantlı bir kil zonu mevcuttur. 
 
Bu çalışmada volkanik kayaçlara ve kil zonuna ait örnekler petrografik, XRD ve 
kimyasal yöntemiyle analiz edilmişlerdir. Elde edilen XRD sonuçlarına göre 
killeşmenin olduğu zon ağırlıklı olarak kaolinitten oluştuğu tespit edilmiştir. 
 
Anahtar kelimeler: Uşak, kil, kaolinit 
 
ABSTRACT 
 
Study area is located near village Nadara in Uşak. The basement rock in the region 
consists of schist from Menderes massif, which has Paleozoic age. This unit is covered 
by Trias aged Marbles and by the volcanic rocks on Miocene age. Pliocene aged unit 
builds the youngest layer in the area and consist of pebbles, marble, sandstone and 
clays.  
 
There is a company, which mined still iron ore at North side of the study area. On the 
North part of the mine area occurs Miocene older Karaboldere volcanic rocks 
(pryoclastic rocks, andesite, rhyolite), which have acidic to intermediate composition. 
These volcanic rocks were cut by some faults. Between volcanic rocks and open mined 
ore is a 2-3 m wide argillic alteration zone (clay zone) developed.   
 
In these study some samples of volcanic rocks and of clay were investigated by 
petrographical-, XRD- and chemical methods. The obtained results of XRD show that 
argillic alteration zone predominantly of kaolinite composed.   
 
Keywords: Uşak, clay, kaolinite 
 

 
 
37
Güzelyurt (Aksaray) Bölgesi Alunit Yatağının Mineralojisi ve Jeokimyası 
 
Mineralogy and Geochemistry Of Alunite Deposit Of The Güzelyurt (Aksaray) Area 
 
Fevzi ÖNER ve Nesrin ERTEK 
Mersin Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi,  Jeoloji Mühendisliği Bölümü,  Çiftlikköy, MERSİN 
foner@mersin.edu.tr
 
 
ÖZ 
 
Güzelyurt alunit yatağı Neojen yaşlı ignimbritlerle Permiyen yaslı mermerler arasında 
KD-GB doğrultulu bir fay zonu boyunca gelişmiştir. Yatağın derinliği 70–80 m, 
genişliği 30–40 m uzanımı ise bir kilometreden daha fazladır. FTIR ve XRD 
analizlerine göre yatağın ana mineralleri alunit, kaolinit ve opaldir. Bunlarla beraber 
bazı örneklerin bileşiminde önemli miktarlarda jips, smektit ve nabit kükürt tespit 
edilmiştir. Jeokimyasal veriler alunitin K-Na türü olduğunu göstermektedir. Ayrıca bazı 
öneklerde 100 ppm üzerinde civa’ya rastlanmıştır. 
Yatağın jeolojik-tektonik yapısı, mineral parajenezi ve mevcut jeokimyasal verileri 
beraber değerlendirildiğinde, cevherleşmenin Tersiyer volkanizmasına bağlı gelişen 
hidrotermal sıvıların bir ürünü olduğu düşünülmektedir. 
 
Anahtar Kelimeler: Alunit, kaolinit, parajenez, volkanizma 
 
ABSTRACT 
 
Güzelyurt alunite deposit was developed along NE-SW trending fault zone between 
ignimbrites of the Neogene age and marbles of the Permian age. The thickness of the 
deposit is 70-80 meters, its width is 30-40 meters and the length is more than one 
kilometer. Based on the FTIR and XRD analysis, the main minerals of the deposit are 
alunite, kaolinite and opal-CT. In addition to these, some samples contain gibbsite, 
smectite, and pure sulfur. Geochemical data indicate that alunite is K-Na type. More 
than 100 ppm of Hg is also observed in some samples. 
Interpretation of geological, structural features, mineral paragenesis as well as 
geochemical data suggests that mineralization is thought to be a product of 
hydrothermal solutions related to the Tertiary volcanism.  
 
Keywords: Alunite, kaolinite, paragenesis, volcanism. 
 

 
 
38
Kapadokya Bölgesi Kaolinitik Tüflerinin Hammadde Olarak Beyaz Çimento 
Üretiminde Kullanılması 
 
The Uses Of Kaolitic Tuffs From Cappadocia (Nevşehir) Area As Raw Material For 
White Cement Manufacturing 
 
Nesrin ERTEK ve Fevzi ÖNER 
Mersin Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Çiftlikköy Kampüsü Mersin 
nesrin-ertek@hotmail.com
 
 
ÖZ 
 
Çimento ince, yumuşak, toz şekline getirilmiş bir madde olup kireçtaşı, kil, kum 
ve/veya  şeyl gibi doğal maddelerden ve bunları oluşturan elementlerin karışımdan 
meydana gelir. Çimentonun çeşitli türleri vardır ve bunlardan en önemli ve sık 
tüketilenleri sırasıyla Gri Portland Çimentosu, Hızlı Katılaşan Portland Çimentosu, 
Sülfata Dayanıklı Portland Çimentosu, Yüksek Alüminyumlu Çimento ve Beyaz 
Portland Çimentosudur. Bu çimento türlerinden beyaz çimento büyük ölçüde düşük 
C
4
AF( 4CaO *Al
2
O
3
*Fe
2
O
3
 %1,5 dan daha az içerikli) ve yüksek C
3
S (3CaO*SiO
2
) ile 
C
2
S(2CaO*SiO
2
) karakterize edilir. Ayrıca bu tür çimentonun en önemli özelliği’de 
beyazlığıdır (beyazlık dereceleri;1.derece: %80 den fazla beyaz, 2.derece: %75–80 
beyaz, 3.derece: %68–75 beyaz). 
Beyaz çimentonun üretim süreci normal gri çimentonun üretim sürecine benzer ve bu 
süreç doğal hammaddelerin seçimi, karışımın hazırlanışı, klinkerin 
yakılışı/kalıplanması, beyazlama/soğutma ve son olarak öğütülmesi safhalarını içerir. 
Beyaz çimentonun kimyasal bileşiminde C
4
AF olmaması istendiğinden, Si-Ca-Al 
kaynaklarının saflığı yüksek kalitede beyaz çimento üretiminin esasını oluşturur. 
Yüksek derecede beyaz çimento için kullanılan kireçtaşının %0.15’ten az Fe
2
O
3 , 
%0,015’ten az MnO içermelidir. Alüminyum kaynağı olarak kullanılan killerin 
(genellikle profilit ve kaolinit) ise Fe
2
O

içeriği %0,5 den az olmalı ve ayrıca renk verici 
elementleri de içermemeleri germektedir.  
Kapadokya (Nevşehir) bölgesi kaolinitik tüflerinin belirli kısımları, mineralojik olarak 
kaolinit, kuvars içerirler ve kimyasal bileşimlerinde Fe
2
O

miktarı %0,5’ten daha az 
olup diğer renk verici Cr, Co vs. türü elementleri içermemektedirler. Yapılan beyazlık 
ölçüm testlerinde bu malzemenin %80 den daha fazla bir beyazlığa sahip olduğu tespit 
edilmiştir.  
Elde edilen bütün veriler, bu hammaddenin beyaz çimento üretiminde problemsiz bir 
şekilde kullanılabilirliğini ortaya koymuştur. 
 
Anahtar Kelimeler: Beyaz Çimento, Kaolinit, Kuvars, Tüf, Kapadokya 
 
ABSTRACT 
 
Cement is a fine, soft, powdery-type substance and is made from a mixture of elements 
that are found in natural materials such as limestone, clay, sand and/or shale. 
There are several types of cement; Ordinary Portland Cement(OPC), Rapid Hardening 
Portland Cement, Sulphate Resisting Portland Cement (SRPC), High Alumina Cement 
(HAC) and White Portland Cement 
White cement is characterized by an extremely low content of C
4
AF (4CaO 
*Al
2
O
3
*Fe
2
O
3
 content lest than 1.5%) and a high content of C
3
S (3CaO*SiO
2
) and C
2


 
 
39
(2CaO*SiO
2
). The whiteness of white cements is of its most important characteristics 
(1
st
 grade: with whiteness not less than % 80, 2
st 
grade: with whiteness of %75-80 and 
with whiteness of %68-75) 
The manufacturing process of white cement is quite similar to normal (ASTM Type I or 
III) gray cement. The process includes the selection of raw materials, the preparation of 
the raw mix, firing/sintering of clinker, whitening/cooling, and final grinding. 
When in the chemical composition of white cement requires no C
4
AF, the purity of Si- 
Ca-, Al-, sources is an essential key for manufacturing high quality white cement. For 
high-grade white cement, the limestone must contain less than 0.15% of Fe
2
O

and
 
clay, 
which serve as Al source (usually, phyrophylite and kaolinite) must contain not more 
than 0,5 %Fe
2
O
3.
  
The tuffs of Cappadocia (Nevşehir) area are mineralogically composed of quartz and 
kaolinite, and contain chemically less than 0.5 % Fe2O3 and the coloring such as Cr, Co 
etc. elements are not present. Accomplished white-tests have shown that the material 
has more than 80% whiteness. 
Summarized the obtained data indicate that these raw material can be used for the 
manufacturing of White Cement without any problem. 
 
Keywords: White Cement, kaolinite, quartz, tuff, Cappadocia 

 
 
40
Hidrotermal Yataklarda Eu ve Ce Karakteristiklerinin Değişimi ve Jenez 
Açısından Değerlendirilmesi 
 
Eu and Ce Characteristics Of Hydrothermal Ore Deposits and Genetic Significance 
 
Berna YAVUZ ve Şükrü KOÇ 
Ankara Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü, 06100 Tandoğan ANKARA 
 
ÖZ 
 
Geçmişten günümüze maden yatağı kökenine yönelik çalışmalarda cevher sistemlerinin 
oluşumu hakkında çok sayıda teknik ve yöntem geliştirilmiştir. Bunlar cevher 
akışkanları, deformasyon ve akışkan yolları, magmatik süreçler, duraylı izotop 
çalışmaları, radyojenik izotop sistemleri ve nadir toprak element karakteristikleri 
şeklinde sıralanabilir. Bu çalışmaların hepsinde cevherleşmenin esas kaynağının ne 
olduğu sorusuna cevap aranmaktadır. Bu yöntemler bazen tek başına bazense birbiriyle 
desteklenerek cevher kökeni hakkında çok önemli yaklaşımlar getirmektedir.  
 
Bu yöntemlerden biri olan nadir toprak elementleri (NTE), jeolojik olarak üç önemli 
alanda karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan birincisi, NTE içerikleri ile bazı oksit ve iz 
elementler kullanılarak bazaltik kayaçlardaki gibi ayrım diyagramları çizilmek suretiyle 
ortamsal yorumlamalarda kullanılmasıdır (Tb/Ca’e karşı Tb/La ayırım diyagramı gibi). 
İkinci ise, yeryuvarında ekonomik bir konsantrasyona ulaştığında bir NTE maden yatağı 
oluşturmasıdır (bastnasit, monazit ve kisenotime gibi). Üçüncüsü ve bizim bu 
çalışmamız için önemli olan alan ise; maden yataklarının oluşum ortamları hakkında 
bilgi veren ve cevher kökeni hakkında yorumlar yapılmasını sağlayan jeokimyasal 
incelemelere imkân vermesidir.  
 
Bu çalışmada literatürde yer alan birçok hidrotermal cevherleşmelerdeki NTE 
karakteristikleri değerlendirilmiştir. Aynı kökenli bu akışkanlarda farklı Eu ve Ce 
anomalilerinin neden ileri geldiği yorumlanmıştır. Mesela Çin’de Batı Yunnan 
Provensinde bulunan hidrotermal kökenli Lincang germanyum yatağı içindeki linyitler, 
ANTE zenginleşmesi, (-) negatif Eu anomalisi ve zayıf (+) pozitif Ce anomalisi 
sergilemektedir. ANTE’ler linyitden dolayı zenginleşirken,  Eu ve Ce anomalilerinin ise  
hidrotermal ortamda bulunan silisli kayaçlardan kaynaklandığı tespit edilmiştir 
(Huawen et al., 2002). Bunun yanı  sıra, Batı Avustralya, hidrotermal kökenli 
Kalgoorlie-Norseman altın yatağı, HNTE zenginleşmesi ve değişken Eu anomalisi 
sergilediği tespit edilmiştir. Bununda farklı karakterli 3 akışkanın karışması sonucu 
geliştiği ileri sürülmektedir (Ghaderi et al., 2006). Bundan farklı olarak Almanya 
Schwarzwald bölgesi, hidrotermal kökenli Variscan flofit yatağında yapılan araştırmada 
ONTE zenginleşmesi ve (+) pozitif Eu anomalisi sergilediği tespit edilmiştir.  Buradaki 
ONTE’ler doğal karasal sular ve asit leaching için karakteristiktir ( Schwinn and Markl, 
2005). Sonuç olarak yapılan NTE ölçümlerinin değerlendirilmesiyle ortamın; pH, özel 
geçirgenlik ve iletkenlik, sıcaklık, oksijen çözünürlülüğü, oksidasyon redüksiyon 
potansiyeli, (Eh) alkalinite, demir çökelimi ve H
2
S konsantrasyonları hakkında 
yorumlar yapılabilmektedir. Bu parametreler NTE’lerdeki Eu’un pozitif (+) ve negatif (-
) değişimi için hidrotermal akışkanların redoks şartlarındaki değişimlerini etkilediği 
bilinmektedir (Bau 1991, Wood 1990). Ayrıca, yan kayaç litolojisi, cevheri oluşturan 
akışkanın özelliği, ortamsal faktörler cevherleşmede NTE davranışlarını etkilemektedir.  

 
 
41
 
Anahtar Kelimeler: Nadir toprak elementler (NTE), jeokimya, hidrotermal, maden 
yatağı, fiziko kimyasal koşullar.  
 
ABSTRACT 

n studies concerning genesis of ore deposits, from past to today, have been developed in 
a large number technique and method. These can be arranged in formation ore fluids, 
deformation and fluid roads, magmatic process, stable isotope study, radiogenic isotope 
systems and rare earth element (REE) characteristics. In all of these studies, It is looked 
for answer to question what about is main source of mineralization. These methods 
sometimes are brought alone and also each other supporting very important 
approximation about origin of ore.  
 
One of the these methods is REEs geologically, bring to light in three important fields. 
Firstly, it is used in environmental comments by drawing differentiation diagrams using 
trace elements and some oxide with contents REE such as basaltic rocks (Tb/Ca versus 
Tb/La differentiation diagram etc.) Secondly, when it reachs an economic 
concentration, it appears an REE ore deposit (bastnaesite, monazite and kisenotime, 
etc.). Thirdly and field that it is important our this study is given information about 
forming environments to ore deposits and given an opportunity to geochemical 
investigations provided make interpretations about origin of ore.  
 
This study, REE characteristics of many hydrothermal mineralizationin literature are 
evaluated. Difference Eu and Ce anomalies are interpreted what is it result from. For 
example, in the Lincang germanium deposit, Western Yunnan Province, China, REE’s 
exhibited HREE enrichment, negative Eu anomaly and weak positive Ce anomaly. REE 
patterns are similar to siliceous rocks which formed under hydrothermal environment 
while HREE enrich from Ge-rich lignite (Huawen et al., 2002). Nonetheless, REE of 
hydrothermal fluids in gold deposits of the Kalgoorlie-Norseman region of Western 
Australia, is determined to show LREE enrichment and veritable Eu anomaly. This state 
suggested that mixed three different fluids (Ghaderi et al., 2006). This is a far cry from, 
in the Variscan fluorit deposit, Schwardzwald region, Germany, REE’s displayed 
MREE enrichment, positive Eu anomaly. MREE enrichment is frequently observed in 
natural terrestrial waters and acidic leachates ( Schwinn and Markl, 2005).As a result of, 
by estimating made of REE measurements, it can be interpreted about pH, special 
permeability and conductivity, temperature, oxygen solubility, oxidation-reduction 
potential, (Eh) alkalinity, iron precipitation and H
2
S concentration. This parameter for 
REEs, variation of Eu’s positive or negative value is related to variations of redox 
conditions of hydrothermal and/or metamorphic fluids. For these redox conditions, it is 
established that many factors such as T, P, pH, f
O2
 and chemical compounds are 
effective (Bau 1991, Wood 1990). In mineralization behaviors of REEs are affected by 
lateral rock lithology, prosperities of fluid forming ore and environmental factors. 
 
Key words: Rare Earth Elements (REE), Geochemistry, Hydrothermal, Ore Deposit, 
Physicochemical Conditions 
 

 
 
42
Çaldağ (Turgutlu-Manisa) Lateritik Ni-Co Yatağının Jeolojisi, Mineralojisi ve 
Jeokimyasal Özellikleri 
 
Geology, Mıneralogy and Geochemıcal Propertıes Of The Çaldağ  
Ni-Co Laterıte Deposıt
 
 
Cahit HELVACI
1
, İbrahim GÜNDOĞAN
1
, Tolga OYMAN
1
, Hasan SÖZBİLİR
1
 ve Osman 
PARLAK

1
 Dokuz Eylül Üniversitesi, Jeoloji Mühendisliği Bölümü, Buca-İZMİR 

Çukurova Üniversitesi, Jeoloji Mühendisliği Bölümü, Balcalı-ADANA 
cahit.helvaci@deu.edu.tr
 , 
ibrahim.gundogan@deu.edu.tr
 , 
tolga.oyman@deu.edu.tr
 , 
hasan.sozbilir@deu.edu.tr
 , 
parlak@cukurova.edu.tr
 
 
ÖZ 
 
Çaldağ Ni-Co yatağı Gediz grabeni içinde bir havzaiçi yükselti şeklinde yeralan 
Çaldağ’ın üst kesimlerinde yaklaşık 10 km
2
’lik bir alan kapsar. Halen pilot üretim 
aşamasında olan Çaldağ Ni-Co yatağı dünyanın önde gelen Ni-Co yatakları 
arasındadır. Yatak, % 1.14 Ni ve % 0.05 Co olmak üzere, 38 milyon ton cevher 
içermektedir. Yeni Kaledonya tipi lateritik Ni-Co yatakları olarak literatürde yeralan 
bu tür yataklar Ni-Co içerikli peridotitlerin lateritleşmesi sonucu karmaşık, zonlu bir 
yapı sunmaktadır.  
 
Çaldağ Ni-Co yatağı Geç Kretase-Erken Paleosen yaşlı ofiyolitik karmaşık içinde 
yeralmaktadır. Bu karmaşık türbiditik kumtaşı-çamurtaşı ardalanması, pelajik kireçtaşı 
ve çamurtaşı arakatkılı spilitik volkanitlerden oluşan bir matriks ile içindeki değişik 
boyutlu kireçtaşı, radyolarit ve serpantinleşmiş ultramafik kütlelerinden oluşur. Farklı 
derecelerde serpantinleşmiş peridotitik kayalar başlıca dünit, harzburjit ve 
piroksenitlerden oluşmaktadır. Bu kaya topluluğu yapısal bir dokanak ile Menderes 
Masifi’ne ait metamorfik kayalar üzerinde oturur. Bu kayalar Üst Miyosen-Alt Pliyosen 
yaşlı gölsel tortullar tarafından açısal uyumsuzlukla örtülür. Volkanik kayaçlar üzerinde 
yapılan ana, iz ve nadir toprak element analizleri bu kayaçların toleyitik magmadan 
türediklerini ve okyanus içi-yay ortamında oluştuklarını işaret etmektedir. 
 
Nikel içeren birincil minerallerin serpantinleşmiş ultramafik kütleler içinde yeralan 
pentlandit ve çeşitli nikel-sülfür alaşımları oldukları saptanmıştır. Yapılan çalışmalarda 
nikel ve kobaltın yatak oluşturacak  şekilde zenginleşmesini sağlayan iki farklı 
lateritleşme evresinin varlığı saptanmıştır: (1) Üst Paleosen-Orta Eosen dönemine 
karşılık gelen ilk lateritleşmede kolloform yapılı götit, hematit, limonit,  Ni-Co asbolan, 
Mn oksitler oluşmuştur. Lateritik yatak Üst Eosen’de gelişen bindirme faylarıyla kuzeye 
doğru bugünkü Çaldağ bölgesine taşınmıştır. (2) Oligosen’de gelişen ikinci 
lateritleşmede kolloform yapı yanında breşik yapılı ve çatlak dolgusu Ni-Co asbolan, 
takovit, pekorait, Mn oksitler, jips, bravoit, götit, limonit, pirit, markasit ve nimit, 
haloysit, montmorilllonit gibi kil minerallerinin oluşumu gelişmiştir. Çaldağ 
bölgesindeki lateritik nikel-kobalt zenginleşmesi başlıca serpantinleşmiş ultrabazikler 
(% 0,2-1,2 Ni; % 0,04-0,11 Co) demirce zengin (% 0,0005-0,38 Ni; % 0,0004-0,041 
Co), kilce zengin (% 0,02-5,6 Ni; % 0,02-5,2 Co), karbonatlı-jipsli (% 0,2-1,2 Ni; % 
0,04-0,11 Co) ve silisli laterit(% 0,2-1,2 Ni; % 0,04-0,11 Co) olmak üzere farklı 
zonlardan oluşmaktadır.  
 

 
 
43
İkinci lateritleşme sonrası Çaldağ laterit yatağı Miyo-Pliyosen döneminin karasal-gölsel 
çökelleri ve gölün son evresinde oluşan algli kireçtaşları ile örtülmüştür. Neotektonik 
dönemde bölge normal faylarla parçalanarak KB-GD uzanımlı horst ve graben 
yapılarının oluşumu sağlanmıştır. Çaldağ yükseliminin gerçekleştiği bu evrede, 
yükselen bloklar aşınmaya başlamış ve Pliyo-Kuvaterner yaşlı genç çökeller 
oluşmuştur. Bu dönemde Çaldağ yükseltisinde örtülü bulunan lateritik düzeyler 
yüzeyleyerek aşınma etkisi altında kalmıştır. 
 
Download 14.86 Kb.

Do'stlaringiz bilan baham:
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   22




Ma'lumotlar bazasi mualliflik huquqi bilan himoyalangan ©fayllar.org 2020
ma'muriyatiga murojaat qiling