Maden tetkik ve arama genel müDÜRLÜĞÜ mta doğal kaynaklar ve ekonomi BÜlteni yil: 2012 sayi: 13 ocak haziran


Download 0.99 Mb.
Pdf ko'rish
bet6/12
Sana02.12.2017
Hajmi0.99 Mb.
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   12

Çizelge 3- devam

ı

BİLGİ DAĞARCIĞI

36

(*jeo


fi zik 

ara


şt

ırma yöntemleri çizelge 1 ve 2’de özetlenmi

şt

ir.


 (http://www

.microgeo.com; 

Y

ukar


ıda verilen çizelgelerdeki jeo

fi zik yöntemlerin tan

ım ve aç

ıklamalar

ı ilgili

 

internet sitesinden sadele



ştirilerek al

ınm


ış

tır.


)

**Bir maden yata

ğ

ı prospeksiyonunda cevher gövdesinin jeolojik modelinin olu



şturulmas

ı için genellikle tek yöntem yeterli olmaz. Bunun için, derinlik boyutunda 

bilgi veren, birden fazla ve birbirini destekleyen jeo

fi zik 


ara

şt

ırma yönteminin uygulanmas



ı önerilir

***Kuyu logu: Maden yata



ğ

ı ara


şt

ırmalar


ında üzerinde fazla durulmayan bir jeo

fi ziksel 

ara

şt

ırma yöntemidir



. Bu yöntemde kullan

ılan probun özelli

ğ

ine ba


ğ

lı ola-


rak metreden birkaç cm aral

ığ

ına kadar yer alt



ın

ın 


fi ziksel 

de

ğ



imleri çok hassas bir 

şekilde belirlenebilir

. Kuyu ba

şı

nda karotlar üzerinde yürütülen tan



ımlama 

çal


ış

malar


ı, karot veriminin dü

şüklü


ğ

ü ve/veya tan

ımlamay

ı yapan jeolo



ğ

un mesleksel birikiminin yeterli olmamas

ı gibi nedenlerle de

ğ



kendir ve ayn

ı bölge için 

bile belirli bir standard

ı sa


ğ

layamayabilir

. Oysa kuyu logu ölçümü, uluslararas

ı standartlarda olmak üzere herhangi bir 

fi ziksel 

de

ğ



imi (elektrik iletkenli

ğ

i, poro-


zite, yo

ğ

unluk, sismik h



ız, radyoaktif 

ış

ıma kapasitesi, özdirenç, vb.) yüksek çözünürlüklü olarak kaydetme i



şlemidir ve karot kayb

ı olan aral

ıklar

ın da kay



ıt alt

ına 


al

ınmas


ın

ı sa


ğ

lar


. Bu yönüyle kuyu logu, bu noktadaki jeolojik formasyonlar

ın derine do

ğ

ru 


fi ziksel kimlik belgeleridir

. Söz konusu say

ısal kay

ıtlar


ın saklanmas

ı, 


payla

şı

m



ı ve korelasyonlar

ı da çok daha kolay

, sa

ğ

lıkl



ıd

ır ve güvenilirdir

. Karotlar

ın zaman içinde korozyonu, nakliye ve depolama s

ıras

ındaki deformasyon 



veya kay

ıplar


ı bu say

ısal veriler için geçerli de

ğ

ildir


. Söz konusu say

ısal veriler uluslar aras

ı yorumlara da aç

ıkt


ır ve yorum farkl

ılı


klar

ı, veri kalitesine ve s

ıkl

ığ

ına 



ba

ğ

lı olacakt



ır).       

Eski Madencilik yap

ı-

lar


ı

Eski maden nerededir? Havaland

ırma ba-

calar


ın

ın konumlar

ı nerelerdedir? T

asman


 

potansiyeli olan alanlar veya devam eden

 

tasmanlar nerelerdedir? Üretim odalar



ı 

(katlar) nerededir? T

opuklar nerededir? 

İş

 



makinas

ı neden birden birkaç metre çöktü?

İyi Yöntem: Gravite (M-6)

Daha 


İyi Yöntem: Y

er Radar


ı (M-12)

En 


İyi Yöntem: Sismik Y

ans


ıma (M-2)

Yeralt


ı kaz

ı haritalar

ın

ın kat kat



 

ortaya konmas

ı bu kesimlerde

 

potansiyel çökme alanlar



ın

ın be-


lirlenmesinde etkili bir veri sa

ğlar


.

Dolgu alanlar

ın

ın s


ı-

rlar



ı

At

ık havuzlar



ı nerededir? Dolgu alan

ı s


ın

ır-


lar

ı nerededir? S

ız

ınt


ılar ne yöne gidiyor?

 

Dolguda büyük metalik nesneler var m



ı ve

 

nerededir? Kontrol edebilmek için ne kadar



 

kaz


ı yap

ılmal


ı?

İyi Yöntem: DC-Rezistivite (M-3)

Daha 

İyi Yöntem: Manyetik (M-1



1)

En 


İyi Yöntem: Metal Saptama Amaçl

ı 

Elektromanyetik (M-5)



Kapanm

ış

 maden i



şletmelerinde

 

çevre kontrolü aç



ıs

ından etkili ve

 



zl



ı çal

ış

may



ı sa

ğlar


.

Radyometrik Maden

 

Y

ataklar



ı

Uranyum yata

ğı



n konumu nedir? Rad-



yometrik minerallerin bulundu

ğu bo


şluklar

 

nerelerdedir? Maden yata



ğı

 kontrol eden



 

faylar


ın konumu nedir?

İyi Yöntem: DC-Rezistivite (M-3)

Daha 

İyi Yöntem: Sismik K



ırı

lma (M-1)

En 

İyi Yöntem: Kuyu Logu Yöntemleri (M-



14)

Kuyu logu yöntemleri (Gama-ray

Rezistivite, vb.) do



ğrudan radyo-

metrik minerale yönelik etkili bir

 

çal


ış

ma yöntemidir



Çizelge 3- devam

ı


BİLGİ DAĞARCIĞI

37

Yukarıdaki jeofiziksel yöntemlere son 

yıllarda hızla yaygınlaşan spektrometrik 

loglama yöntemi de eklenmelidir. Kuyu logu 

yönteminden farklı olarak bu yöntem karot-

lar üzerinde yürütülür ve karotun spektro-

metrik olarak birkaç cm’de bir çözünürlükte 

taranmasına dayanır. Bu yöntem kompleks 

fillosilikat alterasyonu üyelerinin ayırtlan-

masında (fillosilikat, amfibol, karbonat, sül-

fat, demir-oksit ve termal infra-red donanı-

mı eklendiğinde kuvars, feldspat, granat, 

olivin ve piroksen) kullanılmakta olup özel-

likle porfiri sistemlerdeki alterasyon kuşak-

larının kuyu başında hızla belirlenmesini ve 

sayısal korelasyonu sağlamaktadır (Holi-

day ve Cooke, 2007). (Şekil 1).

DEĞİNİLEN BELGELER

Holliday, J. R. ve Cooke, D. R., 2007. Ad-

vances in Geological Models and 

Exploration Methods for Copper ± 

Gold Porphyry Deposits, In "Proce-

edings of Exploration 07: Fifth De-

cennial International Conference on 

Mineral Exploration" edited by B. Mil-

kereit, 2007, p. 791-809

http://www.microgeo.com

Şekil 1-  Karotlar üzerinde, sandıktan çıkarmadan ve temas etmeden kaydedilen spektrometre logu örneği 

(karbonat miktarı griden kırmızıya doğru artar, Holiday ve Cooke, 2007).



Uzunluk (mm)

BİLGİ DAĞARCIĞI

38

NEOLİTİK FOSİL AVCILARININ İLK 

KEŞFİNDEN MTA'LI İLK KADIN PALE-

ONTOLOĞA 'BİR KÜLTÜREL-BİLİMSEL 

MİRAS PROJESİ': KARAMAN MİYOSEN 

GASTROPOD TOPLULUKLARI VE DOĞU 

AKDENİZ PALEOBİYOCOĞRAFYASI 

Yeşim İSLAMOĞLU* ve Bernard Manuel 

LANDAU**

Karaman Miyosen havzası, coğrafik 

olarak Orta Toros kuşağının iç kesiminde 

yer alır. Havza, son derece iyi korunmuş 

ve görkemli jeolojik yapılarıyla zengin fosil 

topluluklarıyla oldukça ilgi çekici bir özelli-

ğe sahiptir. Karaman’ın uygarlık tarihi en az 

10 bin yıl öncesine dayanır.  İlk çağlardan 

beri Karaman ve çevresinde yaşayan pek 

çok uygarlık çevrelerindeki bu ilginç jeolo-

jik yapıları günlük hayatlarının bir parçası 

olarak görmüşler, ve bu oluşumlardan barı-

nak, sığınak, yiyecek saklama vb gibi çeşitli 

amaçlarla yararlanmışlardır. Fosil topluluk-

larının görsel çekiciliği ve bolluğu Neolitik 

Çağ’da yaşayan insanların da gözünden 

kaçmamıştır. Son yıllarda Anadolu'da Ça-

talhöyük, Alacahöyük ve Çumra'da yürü-

tülen arkeolojik kazı çalışmalarında, ilk 

yerleşik tarım toplumlarını temsil eden bu 

insanlara ait buluntular arasında mollusk 

fosillerine de rastlanılmıştır. Elde edilen 

veriler, Neolitik Çağ insanının Karaman ve 

çevresinden "koleksiyon" amacıyla fosil 

topladığını, ve böylece dünyada bilinen "ilk 

fosil avcıları"nın bu yörede yaşadığını or-

taya koymaktadır (Bar-Joseph ve diğerleri, 

2010). 


Bölgedeki fosil toplulukları Tırtar for-

masyonunun Orta Miyosen, serravaliyen 

yaşlı birimlerine ait yüzleklerde, özellikle 

de Karaman'ın güney ve güneydoğusunda,  

yaygın olarak görülür. (Atabey ve diğerleri 

2000; Coric ve diğerleri) Özellikle mollusk 

fosilleri bir taraftan ender bulunma özelliği-

ne sahipken, diğer taraftan son derece bol 

ve zengin bir çeşitlilik göstermektedir. Yö-

redeki mollusk fosillerine dair ilk çalışmalar 

Toula (1901) ve Schaffer (1901) tarafından 

yapılmıştır. Toula (1901) çalışmasında beş 

yeni gastropod türü tanımlamıştır. Daha 

sonraki çalışmalar, sırasıyla Erünal - Eren-

töz (1958) ve Janssen (1993) tarafından 

yapılmıştır. Bunlar arasında Lütfiye Erü-

nal-Erentöz MTA'nın eski emekli ilk kadın 

paleontologlarından biri olup, çalışmasını 

doktora tezi kapsamında gerçekleştirmiştir. 

1940 – 1970 yılları arasında "Maden 

Tetkik ve Arama Enstitüsü"nde görev yap-

mış olan Erünal-Erentöz, Karaman yöre-

sindeki fosilleri “Adana, Hatay ve Karaman 

bölgelerinin Neojen yaşlı Molluskleri” isimli 

doktora tezinin bir bölümü olarak incelemiş-

tir. Araştırmacının 1958 yılında MTA Ens-

titüsü tarafından monograf olarak basılan 

söz konusu eserinde, Karaman yöresinden 

143 gastropod türünün varlığı ortaya konul-

muş;  ve bu istifler  “Helvetian” (bugünkü 

karşılığıyla yaklaşık Alt - Orta Miyosen) ola-

rak yaşlandırılmıştır. Daha sonra, Jannsen 

(1993)’ın çalışması çok daha dar kapsamlı-

dır. Araştırmacı sadece Spirotropis cinsinin 

revizyonu kapsamında yürütmüş olduğu 

çalışmasında Karaman bölgesinden yeni 

bir tür tanımlamıştır. 

*

  



Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Maden Etüt ve Arama Dairesi - Ankara / TÜRKİYE

**

  



Av. Infante D. Henrique 7, Areias de São João 8200-261 Albufeira / PORTEKİZ ve Centro de Geologia da Universi-

dade de Lisboa, Lizbon / PORTEKİZ



BİLGİ DAĞARCIĞI

39

MTA'NIN  İLK KADIN PALEONTOLOG-

LARINDAN DR. LÜTFİYE ERÜNAL-

ERENTÖZ'ÜN (1912-2003) KISA BİYOG-

RAFİSİ 

Dr. Lütfiye Erünal - Erentöz* bir arazi 

çalışmasında

MTA'nın ilk kadın paleontologların-

dan olan Dr. Lütfiye Erünal-Erentöz, Kırım 

Savaşı sırasında göç eden Kırım Türkleri-

ne ait göçmen bir ailenin kızı olarak 1912 

yılında Edirne'de doğmuştur. Ailesi Birinci 

Dünya Savaşı  sırasında Edirne'den tekrar 

göç ederek, İstanbul'a yerleşmiştir. Öğre-

nim hayatına İstanbul'da başlamış ve Kan-

dilli Kız Lisesi'nden mezun olmuştur. Lise 

eğitiminden sonra ilk olarak İstanbul Üni-

versitesi Tıp fakültesine kaydolmuş, fakat 

bir yıl boyunca Senatoryumda tedavisini 

gerektiren ciddi sağlık problemleri nedeniy-

le öğrenimine  devam edememiştir. Daha 

sonra, 1935 yılında  İstanbul Üniversitesi 

Tabii Bilimler Fakültesine kayıt olan Lütfiye 

Hanım, 1939 yılında Jeoloji bölümünden 

 

mezun olmuş,  aynı  yıl yaz aylarında ho-



cası Prof. Dr. Hamit Nafiz Pamir ve seçilen 

diğer yeni mezunlarla birlikte Alplerde saha 

çalışmasına katılmıştır. 1939 sonbaharın-

da  sayın Pamir'in desteği ile Paris'te  Sor-

bonne Üniversitesinde paleontoloji üzerine 

doktora yapmak üzere girişimde bulunmuş; 

fakat aynı  tarihlerde ikinci Dünya Savaşı-

nın başlaması nedeniyle bu planını iptal et-

mek zorunda kalmıştır. Bunu takiben Erü-

nal-Erentöz, yine hocası ve aynı zamanda 

MTA’nın kurucu üyesi olan Prof. Dr. Hamit 

Nafiz Pamir’in  önerisiyle Ankara'ya gelmiş 

ve 1940 yılında  MTA’da çalışma hayatına 

başlamıştır. Lütfiye Hanım 1940-1976 yılları 

arasında MTA Genel Müdürlüğü Paleonto-

loji Servisi’nde çalışmış, uzun yıllar Paleon-

toloji Servis Şefliği yapmıştır. 1944 yılında 

MTA Jeoloji Şube Müdürü Dr. Cahit Eren-

töz ile evlenen Lütfiye Hanım, 1965 yılında 

eski Genel Direktör sayın Doç. Dr. Sadret-

tin Alpan'ın teklifi ile  yeni kurulan “Tabiat 

Tarihi Müzesi”nin oluşturulması için kurulan 

komisyonda yer almış; ve daha sonra ise 

Müze İcra Komitesinde görev yapmıştır. 

1950 yılında MTA yurt dışı bursuyla 

Paris'e giden ve 1950-1953 yılları arasın-

da Paris - Sorbonne Üniversitesi’nde dok-

tora çalışmasını yürüten Lütfiye Hanım 

“Karaman, Adana ve Hatay civarının Ne-

ojen yaşlı mollusk faunası ve stratigrafisi” 

ve “Karadeniz Bölgesi’nin Neojen fauansı 

ve Stratigrafisi” isimli iki ayrı doktora tezi-

ni başarıyla sunmuştur. Türkiye'ye dönüşte 

tezleri MTA Enstitüsü tarafından ayrı ayrı 

monografi olarak basılmıştır. 

İlk kez MTA'lı bir kadın jeolog/pale-

ontolog olarak 1935-1937 yılları arasında 

Karaman'a gelerek, buranın arazisini o gün-

kü güç koşullarda gerçekleştirebilmeyi ba-

şaran Lütfiye Hanım, yöre halkıyla da yakın 

ilişkiler kurmuştur. Bugün bu ilişkileri geç-

mişe ait anıları halen hayatta olan kılavu-

zundan edinebiliyoruz. Bu sayede geçmiş-

le günümüz arasında Kültürel bağlarımızı 

*

  

(Not: Lütfiye Hanım, 1991 yılından beri MTA Genel Müdürlüğü bünyesindeki çeşitli birimlerde jeolog ve paleontolog 



olarak görev yapmakta olan Jeoloji Yüksek Mühendisi Doç. Dr. Yeşim İslamoğlu’nun büyük halasıdır. Lütfiye Hanım'ın 

uzmanlık konusu ''Bilimsel Miras'' olarak 1991 yılından beri İslamoğlu tarafından sürdürülmektedir.)



BİLGİ DAĞARCIĞI

40

da sağlamlaştırabiliyoruz. Gökçe Köyünde 

ikamet eden bu kılavuzun (Cahit Özkan) ai-

lesi 1864 yıllarında Kafkasya Adige bölge-

sinden (Şimdiki Abhazya Cumhuriyeti) göç 

etmiş bir ailedir.  Lütfiye Hanım’ın yörede 

çalıştığı yıllarda kendisine hem arazi çalış-

malarında eşlik etmiş,  hem de kılavuzluk ve 

arkadaşlık yapmıştır. O günlerde 7-8 yaşla-

rında olan bu çocuk  bugün itibariyle 82 ya-

şındadır (2012 yılı itibariyle). Çok zeki olan 

bu çocuğu o yıllarda Lütfiye Hanım okutmak 

amacıyla yanına almak istemiş, fakat ailesi 

müsaade etmediği için ne yazık ki kendisini 

Ankara’ya götürememiştir.

Türkiye'nin ilk kadın paleontologların-

dan biri olarak bilinen ve MTA Paleontoloji 

Servisi ile Tabiat Tarihi Müzesi’ne uzun yıl-

lar emek veren Dr. Lütfiye Erünal - Erentöz, 

aynı zamanda Ankara Üniversitesi Tabii 

Bilimler Fakültesi Jeoloji Kürsüsü’nde de 

paleontoloji konusunda dersler vermiş, bu 

sayede  pek çok araştırmacının yetişmesi-

ne önemli katkılarda bulunmuştur.  Bugün 

onun hazırlamış olduğu Neojen mollusk fa-

unası ve stratigrafisi ile ilgili tezi ise Neojen 

paleontologları arasında Doğu Akdeniz için 

halen referans kitap olarak kullanılmaktadır. 



BATI AVRUPA NEOJEN PALEOBİYO-

COĞRAFYASINA AİT SON ÇALIŞMALAR 

VE KARAMAN PROJESİNİN ÖNEMİ

Batı Avrupa’nın Neojen paleobiyo-

coğrafyası farklı bölgelerde çeşitli araştır-

macılar tarafından incelenmiş; özellikle son 

yıllarda Batı Avrupa, Atlantik, Batı Akdeniz 

ve çevresi ile Paratetis’teki mollusklerin 

taxonomisi yeni yöntemlerin ışığında yeni-

den ortaya konulmuştur (örneğin; Paratetis 

için Harzhauser ve diğerleri (1984, 2007); 

Akdeniz için Monegatti ve Raffi (2001); Ku-

zey Denizi Havzası için Zagwijn ve Hager 

(1987) ve Kuzeybatı Atlantik ön cephesi 

için Silva ve Landau (2008) gibi. 

Bu çalışmalar özellikle birkaç faktö-

rün önemini vurgulamaktadır: 

1. Avrupa'daki çeşitli havzalardaki 

endemizm oranı daha önce düşünülenden 

çok daha fazladır. Önceki çalışmalarda Av-

rupa Neojen'inde oldukça yaygın olduğu 

düşünülen ve aynı türe ait olarak değer-

lendirilen pek çok taxonun aslında farklı 

taxonlara ait olduğu ve bunların da biyost-

ratigrafik bir öneme sahip oldukları ortaya 

konulmuştur (örneğin Kuzey Denizi Havza-

sı için: Marquet 1995, 1997a,  b, Marquet 

ve Landau, 2006; Batı Akdeniz için: Landau 

ve diğerleri, 2003, 2004a, b, c, 2006a, b, 

2007, 2009; Paratetis için: Harzhauser ve 

Kowalke, 2004).

2. Miyosen sırasında Kuzey Fransa 

ve İngiltere'den Akdeniz ve Paratetis'e ka-

dar  geniş ölçekte bir alanda tropikal paleo-

biyocoğrafik bir provens mevcuttu (Brébion, 

1974; Harzhauser ve diğerleri, 1984; Silva 

ve Landau, 2008).

3. Geç Miyosen'den itibaren, termofi-

lik taxonların güneye doğru adım adım geri 

çekilmiş veya tamamen ortadan kalkmıştır 

(Silva ve Landau, 2008). Düşük enlemlere 

doğru bu adım adım geriye çekilme - or-

tadan kaybolma olayı, Monegatti ve Raffi 

(2001)'in Akdeniz Piyosen'inini temsilen 

"biyo-ekostratigrafik sistemler" şeklinde 

bir model ortaya koymalarını sağlamıştır. 

Bu birimler daha sonra Silva ve Landau 

(2008) tarafından Batı Atlantik ön cephesi-

nin paleobiyocoğrafyasını çözümlemek için 

Atlantik'e de uyarlanmıştır.  

Proje yürütücülerinden Dr. Bernard 

Manuel Landau'nun geçtiğimiz yıllarda 

Hollanda Naturalis Müzesi’ne (Nederlands 

Centrum voor Biodiversiteit, Leiden (Hol-

landa) ziyareti sırasında, uzun yıllar önce 

Karaman Havzası’ndan toplanmış olan 



BİLGİ DAĞARCIĞI

41

Orta Miyosen yaşlı gastropodlarına rastla-

mıştır.  En az 30-40 yıl öncesine dayanan 

ve  Arie Jannsen ile Jaap van deen Voort 

tarafından derlenmiş olan bu koleksiyon, 

yine aynı kişiler tarafından Hollanda Natu-

ralis Müzesi'ne bağışlanmıştır. Landau'nun 

gözlemlerine göre, Hollanda Naturalis Mü-

zesi’ndeki bu koleksiyon, aslında Erünal- 

Erentöz'ün (1958) çalışmasında yer alan-

dan çok daha fazla çeşitlilikte, zengin ve 

oldukça iyi korunmuş gastropod toplulukla-

rının varlığına işaret etmektedir. 

Doğrusu Erünal-Erentöz'ün (1958) 

doktora çalışmasından  bu yana, yaklaşık 

55 yıldır  Doğu Akdeniz Orta-Geç Miyo-

sen gastropod topluluklarının taxonomik 

revizyonunu ile ilgili  kapsamlı bir çalışma 

bulunmamaktadır.  İlk gözlemlere göre yö-

reye ait topluluklar Orta Miyosen yaşlı Pa-

ratetis, Fransa ve İtalya'daki  topluluklara 

da büyük ölçüde benzerlik göstermektedir. 

Bununla birlikte, bu coğrafyalardaki top-

luluklar önemli sayıda endemik taxonlara 

da sahiptir. Benzer olarak, Guadalquivir 

topluluğuyla da  benzerliklere sahip olmak-

la birlikte, bu topluluk da önemli  ölçüde 

endemik tür içermektedir (Landau, 1984; 

Landau ve diğerleri, 2009, 2011). Böylece, 

Doğu Akdeniz'in Orta Miyosen'inini en iyi 

şekilde temsil eden  Karaman gastropod 

topluluklarının taxonomik bileşiminin mut-

laka revize edilmesi ve paleobiyocoğrafik 

yayılımları ile endemizm oranlarının ortaya 

konulması gereklidir. 

Bu bağlamda, uluslararası ölçekte 

yeni bir projenin hayata geçirilmesi kara-

rı alınmıştır. Özellikle Erünal-Erentöz'ün 

(1958) tezinde ismi geçen Karaman’da-

ki lokalitelere yeniden gidilmesi ve tek-

rar örnekleme yapılması fikri doğmuştur.  

Proje, MTA Genel Müdürlüğü’nün desteği 

ve  Tabiat Tarihi Müzesi Müdürlüğü “Müze 

Ön Etütleri Projesi” projesi kapsamında 

2011 yılında hayata geçirilmiştir.  İlk arazi 

çalışması 15-30 Mayıs 2011 tarihleri ara-

sında MTA’dan Doç Dr. Yeşim  İslamoğlu 

ile Portekiz- Lizbon Üniversitesi Jeoloji 

Bölümü’nden  Dr. Bernard Manuel Landau 

ve Prof. Dr. Carlos Marques da Silva'nın 

katılımlarıyla gerçekleştirilmiştir. Projeye 

ait ilk ön rapor Türkçe ve İngilizce olarak 

MTA Genel Müdürlüğü’ne sunulmuştur 

(Landau ve diğerleri, 2012). İkinci arazi ça-

lışması, 20-25 Mayıs 2012 tarihleri arasın-

da Doç Dr. Yeşim  İslamoğlu, Dr. Bernard 

Manuel Landau ve Dr. İbrahim Ertekin'in 

k atılımlarıyla gerçekleştirilmiştir.

2013 yılında da devam ettirilmesi 

planlanan projenin nihai amacı “Karaman 

bölgesindeki Orta Miyosen yaşlı gastropod 

topluluklarının taxonomik bileşimlerini or-

taya koymak, sistematik revizyonunu ger-

çekleştirmek, taxonların biyostratigrafideki 

yerini ayrıntılı ve kesin olarak belirlemek,  

Avrupa’daki Orta Miyosen yaşlı gastropod 

toplulukları ile benzerlik ve farklılıklarını 

araştırmak, Doğu Akdeniz Bölgesi’nin söz 

konusu dönemdeki paleobiyocoğrafyasını 

açıklamak ve MTA'lı ilk kadın paleotonto-

log Dr. Erünal-Erentöz anısına uluslararası 

düzeyde bir monografi  ve koleksiyon ha-

zırlamaktır. 

Söz konusu kültürel-bilimsel projenin 

sonucunda, yeni yöntemler ve bulguların 

ışığında Doğu Akdeniz provensini temsil 

eden gastropodlar üzerine yenilemiş bir 

taxonomik çalışma ve Türkiye açısından 

önemli olacak yeni paleobiyocoğrafik so-

nuçlar elde edilecektir. Yine ülkemiz açı-

sından önemli sayılabilecek kazanım, MTA 

Müzesi adına uluslararası düzeyde bilimsel 

bir koleksiyonun hazırlanacak olmasıdır.

1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   12




Ma'lumotlar bazasi mualliflik huquqi bilan himoyalangan ©fayllar.org 2020
ma'muriyatiga murojaat qiling