Maden tetkik ve arama genel müDÜRLÜĞÜ mta doğal kaynaklar ve ekonomi BÜlteni yil: 2012 sayi: 13 ocak haziran


Download 0.99 Mb.
Pdf ko'rish
bet7/12
Sana02.12.2017
Hajmi0.99 Mb.
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   12

BİLGİ DAĞARCIĞI

42

PROJENİN ELEMAN YAPISI

Dr. (PhD) Bernard Manuel Landau 

(Proje Yürütücüsü, Araştırmacı, Danışman)

Av. Infante D. Henrique 7, Areias de 

São João 8200-261 Albufeira; Portekiz, Cent-

ro de Geologia da Universidade de Lisboa, 

Portekiz

Doç. Dr. Yeşim İslamoğlu (Proje Yürü-

tücüsü, Araştırmacı) 

Maden Tektik ve Arama Genel Müdür-

lüğü (MTA Genel Müdürlüğü-Maden Etüt Dai-

resi/ Ankara/Türkiye).

Prof. Dr. Carlos Marques da Silva 

(Araştırmacı, Danışman)

Departamento de Geologia and Centro 

de Geologia, Faculdade de Ciências da Uni-

versidade de Lisboa, Lizbon/Portekiz

Doç. Dr. Mathias Harzhauser (Araştır-

macı, Danışman)

Head of Geological-Paleontological 

Department.Natural History Museum in Vien-

na/ Viyana/Avusturya

Prof. Dr. Mário Cachão (Araştırmacı, 

Danışman)

Departamento de Geologia and Centro 

de Geologia, Faculdade de Ciências da Uni-

versidade de Lisboa, Lizbon/ Portekiz

Jaap Van de Vort (Paleontolog, Danış-

man)

Lutterdamm. 949179 Venne. Almanya



Dr. İbrahim Ertekin (Araştırmacı)

MTA Genel Müdürlüğü, Tabiat Tarihi 

Müzesi, Ankara/Türkiye 

DEĞİNİLEN BELGELER

Bar-Josef Mayer, D.E., Gümüş, B.A. ve İslamoğ-

lu, Y., 2010 Fossil hunting in the Neolithic: 

shells from the Taurus mountains at Çatal-

höyük, Turkey, Geoarchaeology- An Inter-

national Journal, 25(3), 375-392.

Brébion, Ph. 1974. Les gastéropodes du 

miocène atlantique. Mémoires du BRGM 

78: 279-285.

Coric, S., Harz houser, M., Rögl, F., İslamoğlu 

Y. ve Landau, B 2012. Biastratigrophy of 

some molluscbearing Middle Miocene lo-

calities on the Karaman high plain (Turkey, 

Konya province), Cainozoic Reseorch, 9 

(2): 281-288.

Erünal-Erentöz, L. 1958. Mollusques du 

 

Néogène  des  bassins de Karaman, 



Adana et Hatay (Turquie).  Publications 

de l’Institut d’Étude et du Recherches 

Minières de Turquie, sér. C, 4: 1-232.

Harzhauser, M ve Kowalke, T 2004. Survey of 

the Nassariid Gastropods in the Neogene 

Paratethys (Mollusca: Caenogastropoda: 

Buccinoidea). Archiv für Molluskenkunde, 

133 (1-2), 1-63.

______,

 W. E. Piller ve F. F. Steininger. 1984. Cir-



cum-Mediterranean Oligo-Miocene bioge-

ographic evolution – the gastropods point 

of view. Palaeogeography, Palaeoclimato-

logy, Palaeoecology 183:103-133.

Janssen, A. W. 1999. Notes on the systematics, 

morphology and biostratigraphy of fossil 

holoplanktonic Mollusca, 4. A collection 

of euthecosomatous pteropods from the 

Miocene of the Karaman Basin, Turkey. 

Basteria, 63: 11-15.

Janssen, R. 1993. Taxonomy, evolution and 

spreading of the turrid genus Spirotropis 

(Gastropoda: Turridae). Scripta Geologi-

ca, Special Issue 2, 237–261.

Landau, B. M. 1984. A discussion of the Mollus-

can Fauna of two Pliocene Localities in 

the Province of Huelva (Spain), including 

descriptions of six new species. Tertiary 

Research, 6 (4): 135-155, 3 text-figs., 2 

plates.


______,

 Marquet, R. ve Grigis, M., 2003. The 

Early Pliocene Gastropoda (Mollusca) of 

Estepona, southern Spain. Part 1: Veti-

gastropoda. Palaeontos, 3: 1-87, 19 pls.

______,


 

______


 ve

______,


 2004a. The Early Pli-

ocene Gastropoda (Mollusca) of Este-



BİLGİ DAĞARCIĞI

43

pona, southern Spain. Part 2 Orthogast-

ropoda, Neotaenioglossa.  Palaeontos, 

4: 1-108, 20 pls.

Landau, B. M. ve Fehse, D. 2004b. The Early 

Pliocene Gastropoda (Mollusca) of Este-

pona, southern Spain. Part 3 Trivioidea, 

Cypraeoidea. Palaeontos, 5, 1-34.

______,

 Beu, A. ve Marquet, R. 2004c. The Early 



Pliocene Gastropoda (Mollusca) of Este-

pona, southern Spain.  Part 5 Tonnoidea, 

Ficoidea. Palaeontos, 5, 35-102.

______,


 La Perna, R. ve Silva, C. M. da 2006a

The Early Pliocene Gastropoda (Mollus-

ca) of Estepona, southern Spain. Part 10 

Marginelliidae, Cysticidae. Palaeontos, 9, 

22-60.

______,


 

______


 ve Marquet, R. 2006b. The Early 

Pliocene Gastropoda (Mollusca) of Este-

pona, southern Spain.  Part 6 Triphoroi-

dea, Epitonioidea, Eulimoidea, Palaeon-

tos, 10, 1-96.

______,


 Houart, R ve Silva, C. M. 2007. The Early 

Pliocene Gastropoda (Mollusca) of Este-

pona, southern Spain. Part 7 Muricidae. 

Palaeontos, 11, 1-87.

Landau B., Silva, C. M. da, ve Gili, C. 2009. The 

Early Pliocene Gastropoda (Mollusca) of 

Estepona, southern Spain. Part 8 Nassa-

riidae. Palaeontos, 17, 1-101.

______,

 

______



 ve Mayoral, E. 2011. The Lower 

Pliocene gastropods of the Huelva Sands 

Formation, Guadalquivir Basin, South-

western Spain. Palaeofocus, 4, 1-90.

______,

  İslamoğlu, Y., Silva, C., Cachão, Harz-



hauser, M. ve Vort, J.V., 2012. Karaman 

havzası (Güney Türkiye) Orta Miyosen 

Gastropod (Mollusca) topluluklarına ilişkin 

ön bulgular (Survey of fossiliferous sites in 

the Miocene sequences of the Karaman 

Basin in the region of Karaman (Turkey), 

MTA Genel Müdürlüğü, Rapor, 22 sayfa 

(yayımlanmamış).

Marquet, R., 1995. Pliocene gastropod faunas 

from Kallo (Oost-Vlaanderen, Belgium) - 

Part 1. Introduction and Archaegastropo-

da. Contributions to Tertiary and Quater-

nary Geology, 32 (1-3): 53-85.

Marquet, R., 1997a. Pliocene Gastropod Faunas 

from Kallo (Oost-Vlaanderen, Belgium) 

 

Part 2. Caenogastropoda: Potamididae 



to Tornidae. Contributions to Tertiary and 

Quaternary Geology, 34 (1-2), 9-29.

______,

 1997b. Pliocene Gastropod Faunas from 



Kallo (Oost-Vlaanderen, Belgium)  Part 3. 

Caenogastropoda: Aporrhaidae to Murici-

dae, and Part 4. Buccinidae to Helicidae. 

Contributions to Tertiary and Quaternary 

Geology, 34 (3-4), 69-149.

______,


 ve Landau, B. M. 2005, 2006. The gast-

ropod fauna of the Luchtbal Sand Mem-

ber (Lillo Formation, Zanclean, Early Pli-

ocene) of the Antwerp region (Belgium). 

Cainozoic Research, 5 (1-2): 13-50.

Monegatti, P. ve Raffi, S. 2001. Taxonomic diver-

sity and stratigraphic distribution of Medi-

terranean Pliocene bivalves. Palaeogeog-

raphy, Palaeoclimatology, Palaeoecology, 

165, 171-193.

Schaffer, F. von 1901. Beiträge zur Kenntnis 

des Miocänbeckens von Cilicien. Nach 

Studien, ausgeführt auf Reisen im Früh-

jahre und Herbste 1900. Von Dr. Franz 

Schäffer. Mit einer Lichtdrucktafel (Nr. III) 

und drei Zinkotypien im Text. Jahrbuch 

der Kaiserlich-Königlichen Geologischen 

Reichsanstalt, 51 (1), 41-74.

Silva, C. M. ve Landau, B. M. 2008. The Gastro-

pod Spiricella (Opisthobranchia: Umbra-

culidae) in the Recent Caribbean: A truly 

unexpected finding! The Veliger, 50 (4), 

305-308.

Toula, V. F. 1901. Eine marine Neogenfauna aus 

Cilicien. Jahrbuch der Kaiserlich-Königlic-

hen Geologischen Reichsanstalt, 51 (2), 

247-263.

Zagwijn, W. H. ve Hager, H. 1987. Correlations of 

continental and marine Neogene deposits 

in the south-eastern Netherlands and the 

Lower Rhine district. Mededelingen van 

de Werkgroep voor Tertiaire en Kwartaire 

Geologie, 24, 59-78.


BİLGİ DAĞARCIĞI

44

ŞEYL GAZI (SHALE GAS) VE EKONO-

MİK DEĞERİ

İlker ŞENGÜLER*



GİRİŞ

18. yüzyılda sanayi devriminin baş-

lamasıyla enerjinin tahtına oturan kömür, 

19. yüzyılın sonlarında yerini petrole bırak-

mıştır. Sanayi devrimi sürecinde enerjinin 

ekonomik önemi anlaşılmış ve 20. yüzyılda 

bunun yanında stratejik önemi de ortaya çık-

mıştır. 20. yüzyılın sonlarında ise kullanım 

kolaylığı ve çevre dostu olması nedeniyle 

doğal gaz petrolun tahtına yerleşmiştir. An-

cak doğal gaz, kullanıcı ülkeleri büyük bir 

bağımlılığa ittiğinden bütün dünyada sorun-

lar yaşanır olmuştur. Önemli bir ekonomik 

ve siyasal güç haline gelen doğal gaz ne-

deniyle tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde 

de enerji temininde yeni kaynak arayışla-

rına başlanmıştır. Potansiyel bakımından 

yerli kaynakların başında yer alan kömürde 

2005 yılında Maden Tetkik ve Arama Genel 

Müdürlüğü tarafından başlatılan çalışmalar 

ile önemli rezerv artışları sağlanmıştır. Bu 

çalışmalar devam ederken derinlerde bulu-

nan ve işletme güçlükleri söz konusu olan 

kömür yatakları için “kömürlerin gazlaştırıl-

ması” projeleri tartışılır olmuştur. 

ŞEYL GAZI (SHALE GAS)

Doğal gaz olarak bildiğimiz ve tanı-

dığımız metan gazı kömür, petrol ve doğal 

gazın ana bileşenidir. Kömür, petrol, doğal 

gaz gibi kaynaklar konvansiyonel (conven-

tional) enerji kaynakları olarak anılırlar. 

Son yıllarda ülkemizde kömür ve bitümlü 

şeyl (oil shale) gibi yerli enerji kaynağı fosil 

yakıt arayışları  sırasında  şeyl gazı (shale 

gas) gündeme gelmiştir. Konvansiyonel 

olmayan (unconventional) enerji kaynak-

ları  sınıflamasında yer alan ve ülkemizde 

kaya gazı olarak da anılan şeyl gazı, adını 

içinde bulunduğu kayaç türünden almakta-

dır. Kaya gazı,  şeyl (shale) adı verilen, kil 

ile kuvars ve kalsit minerallerinden oluşan 

tortul kayacın küçük gözeneklerinde bulu-

nan gazdır. Konvansiyonel olmayan enerji 

kaynakları içinde şeyl gazı (shale gas) ile 

birlikte sıkı kumtaşı (tight sandstone) ve kö-

mür kökenli gaz (coalbed methane) da yer 

almaktadır (Şekil 1). 

Bütün dünyada petrol ve doğal gaz-

dan kaynaklanan sıkıntılar, petrol ve doğal 

gaz oluşturmuş kayaların bünyesindeki 

gazın üretilebilirliğini gündeme getirmiştir. 

Ancak bütün şeyller, şeyl gazı (kaya gazı) 

içermez. Bu kayaların belirli oranda organik 

madde içermesi ve yeterli olgunluğa ulaş-

mış olması gerekir. Petrol ve doğal gaz, 

oluştuğu ana kayayı terk ederek farklı ka-

yaçlar içerisine yerleşir. Ancak bu göç sı-

rasında oluşan petrol veya doğal gazın bir 

bölümü ana kayada kalır. Sözü edilen şeyl 

gazı (kaya gazı) oluştuğu ana kayayı terk 

etmeyen ve oluştuğu kayacın gözenekle-

rinde kalan petrolden elde edilen gazdır. 

20. yüzyılın ortalarından bu yana bi-

linen kaya gazının alternatif bir enerji kay-

nağı olarak gündeme gelmesinin ana ne-

deni, konvansiyonel doğal gazın stratejik 

öneminden dolayı dünyada yarattığı krizler 

yanında günümüzde şeyl gazı eldesinin 

geçmişe göre daha ekonomik düzeyde ya-

pılabilir olmasıdır. Ana kaya doğal haliyle 

geçirgen olmadığından gaz üretimine elve-

rişli değildir. Bu kayacın öncelikle hapsettiği 

gazı serbest bırakacak duruma getirilmesi 

gerekmektedir.

*

  



Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Enerji Hammadde Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı - Ankara 

BİLGİ DAĞARCIĞI

45

DÜNYADA ŞEYL GAZI

Şeyl gazı (shale gas) kaynaklarının 

varlığı uzun yıllar öncesinden bilinmesine 

rağmen endüstriyel olarak düşünülmesi kon-

vansiyonel doğal gaz sahalarındaki üretim 

düşüşleri ile petrol ve doğal gaz fiyatlarında-

ki yükselişe bağlı olarak gelişmiştir. Bunların 

yanında özellikle son yıllarda petrol ve doğal 

gazın stratejik öneminin artması da rol oyna-

mıştır.


İlk  şeyl gazı üretimi, Amerika Birleşik 

Devletleri, New York eyaletinde 1821 yılında 

gerçekleştirilmiş ve 1970 yılında endüstriyel 

ölçekte üretim sağlanmıştır. Konvansiyonel 

kaynakların maliyetlerinin göreceli olarak 

uygun olması nedeniyle şeyl gazı üretimine 

devam edilmemiş, ancak 2000’li yıllardan 

sonra ekonomik olması nedeniyle şeyl gazı 

üretimi gerçekleşmiştir. 2010 yılı sonu itiba-

riyle, dünyada açılan toplam 15.467 kuyunun 

sadece on binde beşi Kuzey Amerika dışın-

da kazılmıştır. Bu olgu, şeyl gazı üretim tek-

nolojisinin Amerika kıtası  dışında ne kadar 

yeni bir teknoloji olduğunu göstermektedir. 

Bu faaliyetler sonucunda, 2010 yılında Ame-

rika Birleşik Devletleri’nde doğal gaz fiyatları 

% 35 oranında düşmüş ve ülke doğal gaz 

ihraç edebilecek konuma ulaşmıştır. 2009 

yılı itibariyle, Kuzey Amerika kıtasında yedi 

bölgede, 146 trilyon m

yerinde, üretilebilir 



düzeyde ise 20 trilyon m

3

  şeyl gazı (shale 



gas) ve sıkı kumtaşı (tight sandstone) rezer-

vi tespit edilmiştir. ABD’de en yoğun çalışılan 

Teksas eyaletindeki Barnet şeyllerinde 2010 

yılı üretimi 51 milyar m

3

 olarak gerçekleşmiş-



tir (Şekil 2).

Amerika’da 1996 yılında 8,5 milyar 

m

3

  şeyl gazı üretimi yapılırken, bu miktar 



2006 yılında 31 milyar m

3

 olarak gerçek-



Şekil 1- Doğal gaz kaynaklarının şematik görünümü (EIA)

BİLGİ DAĞARCIĞI

46

leşmiştir. Diğer bir deyimle 2006 yılında 

Amerika’nın toplam doğal gaz üretiminin 

%5,9 u şeyl gazından sağlanmıştır. Yapı-

lan projeksiyonlar 2020 yılında Amerika’nın 

toplam doğal gaz üretiminin yarısının  şeyl 

gazından sağlanacağını göstermektedir.

Konvansiyonel olmayan kaynakların 

belirlenmesine, dik arama kuyularında elde 

edilen verilerin değerlendirilmesi ile başlan-

maktadır. Uzun soluklu bir çalışma dönemi 

sonunda gaz potansiyeline sahip olduğu 

belirlenen seviyelerde yatay sondajlar yapıl-

maktadır. Bu seviyelerde yüksek basınçlı % 

99 oranında kum ve su karışımı kullanılarak 

dikey çatlaklar oluşturulmakta ve petrol ve 

doğal gazın kuyuya akışı sağlanmaktadır. 

Potansiyeli belirlenen alanlarda tek bir nok-

tadan 20-30 adet yatay kuyu açmak müm-

kün olabilmektedir. Konvansiyonel olmayan 

kaynakların aranması, üretime geçmesi ve 

ekonomiye kazandırılması sürecinde büyük 

ölçüde istihdam da sağlanmaktadır. Örne-

ğin ABD’de Teksas eyaletinde bu amaçla 

yapılan çalışmalarda yaklaşık 12.000 kişiye 

iş imkanı sağlanmıştır. 

Şeyl içerisinde hidrolik çatlatma 

(hydraulic fracturing) yapılarak gaz çıkışı-

nın sağlanması ve bu esnada çok az da 

olsa bazı kimyasallar içeren su kullanılma-

sı,  şeyl gazı üretiminde çevre sorunlarını 

gündeme getirmiştir. ABD’de hidrolik çatlat-

ma sırasında kullanılan suyun yer altı su-

yuna olumsuz etkisini araştıran birçok ça-

lışma yapılmıştır. Massachusetts Teknoloji 

Enstitüsü tarafından 2011 yılında yapılan 

bir araştırmada, şeyl gazı eldesinin çevre-

sel etkilerinin yönetilebilir düzeyde olduğu 

sonucuna varılmıştır.

Günümüzde Avrupa’da herhangi bir 

ülkede  şeyl gazı üretimi yoktur. Norveç şir-

keti Statoil, Amerika’da Marcellus Formas-

yonunda şeyl gazı üretimi amacıyla ortaklık 

kurmuş ve burada kazanacağı deneyimi 

Avrupa’da şeyl gazı üretiminde kullanacağı-

nı belirtmiştir. Benzer yaklaşım ile Gazprom 

Şekil 2- Dünyada şeyl gazı (shale gas) potansiyeline sahip ülkeler ve bölgeleri (EIA)


BİLGİ DAĞARCIĞI

47

da girişimlerde bulunmuştur. Exxon Mobil 

Aşağı Saksonya bölgesinde 750.000 hektar 

genişliğinde bir bölgede 2009 yılında  şeyl 

gazı üretimi amacıyla çalışmalara başlamış-

tır. Yine Exxon Mobil Macaristan’da şeyl gazı 

üretimi amacıyla 2009 yılında 5 kuyu tamam-

lamıştır. Cocono Phillips firması Polonya’da 

şeyl gazı üretimine yönelik önemli çalışma-

ların tamamlandığını ve üretime geçileceğini 

belirtmiştir. Shell Oil de İsveç’de  şeyl gazı 

çalışmalarının yapılacağını bildirmiştir.

Dünyada geniş alanlarda şeyl gazı 

potansiyelinin varlığı tahmin edilmektedir. 

Henüz ABD dışında şeyl gazı arama ve üre-

tim faaliyetlerine yeni yeni başlandığından 

gerçek potansiyel eski çalışmalara dayanan 

tahmninlerin ötesine geçememektedir. An-

cak; Rusya, Çin, Avustralya, Endonezya, Af-

rika, Orta Doğu, Güney Amerika, Ukrayna, 

Polonya, Hindistan, Kazakistan, Azerbaycan 

ve Türkiye gibi ülkelerin önemli şeyl gazı po-

tansiyeline sahip olduğu düşünülmektedir.

TÜRKİYE’DE ŞEYL GAZI

Ülkemizde  şeyl gazı potansiyeli-

ne sahip alanların başında Güneydoğu 

Anadolu Bölgesi ve Trakya Bölgesi yer 

almaktadır (Şekil 3). Her iki bölgede tah-

min edilen yerinde şeyl ve sıkı kumtaş-

larında yer alan gaz rezervi 13 trilyon m

3

 



tür. Bu rezervin üretilebilir miktarının ise, 

ABD’deki kurtarım oranları dikkate alına-

rak bir hesaplama yapıldığında 1.8 trilyon 

m

3



 civarında olduğu tahmin edilmektedir. 

Şekil 3- Türkiye’nin önemli şeyl gazı potansiyel alanları (EIA)



BİLGİ DAĞARCIĞI

48

Ülkemizin 2011 yılı doğal gaz tüketiminin 

43.8 milyar m

3

 olduğu düşünülürse bu re-



zervin bugünkü tüketim miktarı ile ülkemi-

zin 40 yıllık ihtiyacını karşılayacak düzeyde 

olduğu ortaya çıkmaktadır. Bunların dışın-

da Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi, Toroslar 

ve Tuz Gölü civarı potansiyel alanlar olarak 

gösterilmektedir (TPJD).



SONUÇLAR

-  Texas eyaletinde 1981 yılında George T. 

Mitchell tarafından uygulanan şeyl gazı 

üretim yöntemi zaman içerisinde geliştiri-

lerek bugün konvansiyonel doğal gaz üre-

timi maliyetleri ile rekabet edecek düzeye 

gelmiştir.

- Gaz 


içeren 

şeyl tabakalarında hidrolik çat-

latma yöntemiyle oluşturulan çatlaklardan 

sağlanan gaz miktarında her bir kuyudan 

20-30 yıl üretim yapılabilecek teknolojiye 

ulaşılmıştır.

-  Şeyl gazı üretiminde önemli birikime ve 

teknolojiye sahip olan Amerika’nın aynı 

zamanda büyük şeyl gazı potansiyeline 

sahip olması dünyada enerji dengelerini 

etkilemiştir.

-  Amerika ve Kanada’nın şeyl gazı üretimini 

artırması, konvansiyonel doğal gaz üretimi 

yaparak dünyada söz sahibi olan ülkelerin 

durumunu değiştirecektir. 

-  Şeyl gazı potansiyeli konusunda Amerika 

ve Kanada dışında yeterli bilgiler bulunma-

maktadır ancak önümüzdeki beş yıl içinde 

tüm dünyada yeni rezervler belirleneceğin-

den küresel enerji denklemi değişecektir.

-  Bugünkü potansiyelleri dikkate alındı-

ğında Polonya, Almanya, İsveç, Fran-

sa, Çin ve Hindistan’da önemli rezervler 

beklenmektedir.

- Amerika’dan sonra Avrupa, Çin ve 

Hindistan’da da üretime geçilmesi ile 

doğal gaz arz kaynaklarında büyük artış 

olacağı ve dolayısıyla doğal gaz fiyatla-

rının düşeceği öngörülmektedir.

- Çin’in önemli şeyl gazı potansiyeline 

sahip olması, ülkede doğal gaz kullanı-

mının artması ile atmosfere salınan kar-

bon emisyonlarının azalmasına neden 

olacaktır.

-  Bu olgu dikkate alınarak Amerika ile Çin 

arasında bir mutabakat imzalanmış ve 

Çin’e  şeyl gazı üretimi konusunda her 

türlü teknik desteğin verileceği taahhü-

dünde bulunulmuştur.

-  Günümüzde sahip oldukları zengin do-

ğal gaz yatakları nedeniyle uluslar arası 

ilişkilerde yaşanan dayatmalar seçenek-

lerin artması ile azalacaktır.

DEĞİNİLEN BELGELER

Advanced Resources International, EIA US 

Energy Information Administration, 

2011.


http://geology.com/energy/world-shale-gas/2011.

TPJD, 2012, Türkiye Petrol Jeologları Derneği 

Basın Açıklaması.


BİLGİ DAĞARCIĞI

49

GELECEĞİN ALTERNATİF ENERJİ KAY-

NAĞI - GAZ HİDRATLAR

Füsun YİĞİT FARİDFATHİ*

Yeryüzünün derinliklerinde bulunan 

metan stoklarının veya deniz diplerinde 

oluşan tortullar ile beslenen bakterilerin çı-

kardıkları metanın deniz veya okyanus dip-

lerinde uygun ısı ve basınçta su ile donma-

sı ile oluşan gaz hidratlar geleceğin yakıt 

kaynakları arasında sayılmaktadır. (Şekil 1 

a-b)


Şekil 1-  a-  Katı buz halindeki gaz hidratlar bir 

kibrit ile tutuşturabiliyor. 

 

b- Gaz hidratın yapısal görünümü



GİRİŞ

İnsanoğlu yer altı enerji kaynaklarını 

tüketmeye devam ediyor. Nüfus artışı ve

beraberinde getirdiği artan ihtiyaçlar nede-

niyle dünyanın yer altı kaynakları çok yakın

bir gelecekte tükenecek. Dünya nüfusunun 

hızla artması ve enerji kaynaklarının çok

yakın bir gelecekte artan ihtiyaca cevap 

veremeyeceği uyarısı; alternatif enerji

kaynaklarının arayışı ve kullanılması ko-

nusunda tüm dünya ülkelerini harekete

geçirdi. Bu yüzden büyümeler ve geliş-

meler enerji gereksimini hızla artırarak,

alışılmış enerji kaynaklarının yerine al-

ternatifler aranmaya başlandı. Sadece 1

m

3



’ünde standart basınç ve sıcaklık koşulla-

rında (1 atm basınç, 0 

o

C sıcaklık) yaklaşık



olarak 0.8 m

3

 su ve 164 m



3

 gibi yüksek 

bir oranda doğal gaz içeren gaz hidratlar

(Kvenvolden, 1988), geleceğin yeni 

bir enerji kaynağı olarak tüm bakışları

okyanuslara çekti (Şekil 2). Uygun koşullar-

da çıkartıldığında donuk gaz hidrat 164 kat

genişleyerek gaz ve LPG'ye dönüşebiliyor.

Şekil 2-  1 m

3

 gaz hidrat standart basınç ve sıcak-



lık koşullarında (1 atm basınç, 0

o

C sıcak-



lık) yaklaşık olarak 0.8 m

3

 su ve 164 m



3

 

gibi yüksek bir oranda doğal gaz içerir 



(Kvenvolden, 1988).

Tüm bu nedenlerden dolayı çok daha 

temiz ve güçlü bir yakıt olan gaz hidratın 

önemi önümüzdeki yıllarda daha da arta-

cak gözüküyor. Kuvvetle muhtemeldir ki, 

bu oluşumlar gelecekteki enerji ihtiyacının 

karşılanmasına yönelik potansiyel kay-

naklar olacaktır. Özellikle enerji darboğazı 

içersine giren dünya için bolca bulunan gaz 

hidrat kaynağı kurtarıcı olabilir. Ancak, gü-

nümüzde metan hidratların uygun maliyetle 

ve çevre yönünden güvenli bir enerji kayna-

ğı olarak kullanılabilmesi yönünde pek az 

ilerleme kaydedilmiştir.

*

  

Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Deniz ve Çevre Araştırmaları Dairesi Başkanlığı - Ankara 


1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   12




Ma'lumotlar bazasi mualliflik huquqi bilan himoyalangan ©fayllar.org 2020
ma'muriyatiga murojaat qiling