Çukurova üNİversitesi jeoloji MÜhendiSLİĞİ BÖLÜMÜ


part of Çelikhan. The southern strand is located between Çelikhan and Türkoğlu and joins the


Download 14.86 Kb.
Pdf ko'rish
bet18/22
Sana26.11.2017
Hajmi14.86 Kb.
1   ...   14   15   16   17   18   19   20   21   22
part of Çelikhan. The southern strand is located between Çelikhan and Türkoğlu and joins the 
DSF, constituting the northern margin of the Karasu Rift Valley. The northern strand 
bifurcates from the main strand to the west of Çelikhan and extends parallel to the Taurus 
Orogenic Belt forming a large bend convex to the south between Sürgü town and Adana 
basin. The total length of this strand, located from Çelikhan to Mediterranean Sea, is about 
350 km. From east to west, the eastern part of this strand consists of the E-W trending Sürgü, 
Elbistan and the NE-SW trending GB Göksun fault segments. As well-known in the literature 
some of the faults formed the northern strand, as observed as a continuous fault system 
bifurcated from the EAF system. However, the fault system bifurcates into splays toward 
Adana basin. Geological and geomorphological left-lateral Quaternary and particularly 
Holocene offsets are evident. Considering its length, geometry and activity, the northern 
strand is as significant as the southern strand in the active tectonic frame in the region and has 
an important role in the active deformation of the Eastern Mediterranean. 
It is considered that there might be a slip partitioning between the southern and northern 
strands of the EAF. According to GPS data, an interpretation could be that the southern and 
northern strands of EAF accommodates 2/3 and 1/3 of the slip-rate of the deformation 
between Arabian and Anatolia plates around Sürgü-Adana-Antakya region, respectively. As, 
it is suggested that the linkage of the EAF and DSF situated around the Türkoğlu releasing 
bend at the northern of the Karasu Rift Valley and the lateral system located south of this 
bend should be evaluated in the DSF system. 
 
Keywords: East Anatolian Fault, Dead Sea Fault, releasing stepover, restraining stepover, 
releasing bend 

30. YIL JEOLOJİ SEMPOZYUMU
         25 - 27 EKİM 2007
Ç.Ü. JEOLOJİ MÜHENDİ SLİĞİ BÖLÜMÜ
 
 
183
Sultan Dağları Bölgesinin Deformasyon Özellikleri 
 
Deformatıon of The Sultan Dağları Regıon 
 
Talip GÜNGÖR
1
 ve Necdet ÖZGÜL
2
 
1
Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir 

Geomar, Cengizhan Sokak, 18/3, Göztepe/İstanbul 
 
ÖZ 
 
Orta Anadolu’da Çay (Afyonkarahisar) ile Hüyük (Konya) arasında KB-GD uzanım 
sunan Sultan Dağları’nı oluşturan tektonostratigrafik birliklerin deformasyon özellikleri 
tanımlanmıştır. Toroslar Türkiye’nin güney bölümü boyunca uzanım sunar ve tektonik 
dilimlerden oluşmuştur. Toros kuşağındaki bu tektonik dilimler, stratigrafi ve 
metamorfizma özellikleri ile yapısal konumları dikkate alınarak altı tektonik birlik adı 
altında tanımlanmıştır (Özgül, 1976): Geyik Dağı, Bolkar Dağı, Aladağ, Alanya 
birlikleri platform ortamında depolanmış karbonatlar ve kırıntılı kayalardan oluşur. 
Antalya ve Bozkır birlikleri ise derin deniz çökelleri, ofiyolitler ve bazik denizaltı 
volkanitleri kapsar. 
Sultan Dağı bağıl otoktonu, Torosların bağıl otoktonu kabul edilen Geyik Dağı 
birliği’nin bir parçasıdır, naplar ise Aladağ birliği veya Bolkar Dağı birliği’nin 
parçalarıdır.  Kambriyen-Lütesiyen yaş aralığında metatortul kayaları içeren Sultan 
Dağı bağıl otoktonu Sultan Dağlarında en alt tektonostratigrafik birliği oluşturur. 
Akşehir napı Sultan Dağı bağıl otoktonu’nun üzerinde bulunur ve Devoniyen-Permiyen 
yaşlı alttan üste, kuvarsitler, krinoidli kireçtaşları ve metapelitlerden oluşan bir 
metatortul istif ile temsil edilir. Doğanhisar napı, Sultan Dağı bağıl otoktonu’ndan daha 
yüksek metamorfizma derecesine sahip, Infrakambriyen-Kretase yaş aralığında oluşmuş 
bir metatortul istif ile temsil edilir. Çay napı Sultan Dağları’nda en üst tektonik dilimi 
oluşturur ve volkanik arakatkılar içeren metakırıntılılar ve krinoidli, kristalize 
kireçtaşlarından oluşur. Çay napı’nı oluşturan kaya birimlerinin yaşı Devoniyen’den 
Kretase’ye kadar değişir. 
Bağıl otokton ve naplardaki metapelitler, metapsammitler ve metakarbonatlar sahada 
ağsı yapraklanma sunar, ancak ince kesitlerde bu kayalar ham yapraklanmadan sürekli 
yapraklanmaya kadar değişen dokusal özellikler sunar. Ham yapraklanma, seçimli 
yönlenmiş uzun taneler ile tanınan mikaca zengin klivaj alanları ve iri tanelerin 
etrafında oluşan mika bıyıkları ile tanınır. Mikrolitonlardaki taneler ise belirgin 
yönlenmeden rastgele dağılıma kadar değişen dokusal özellikler sunar. Sultan 
Dağları’nda çizgisel yapılar, yapraklanma yüzeylerindeki mineral dizilimleri, 
krenulasyon eksenleri, uzamış çakılların uzun eksenleri ve basınç gölgelerindeki lifsi 
mineraller ile tanınmaktadır. Bakışımsız porfiroklastlar ve deformasyon bandları, 
klivaj/yapraklanma ilişkisi, kuvars ve kalsit sigmoidleri napların yerleşimi sırasındaki 
hareket yönlerinin bulunmasında kullanılmıştır. Sultan Dağları’nın kuzeybatı 
bölümünde, bağıl otoktonda ve Çay napı’nda çizgisel yapılar KD-GB yönleme sahiptir 
ve düşük açılar ile KD ve GB ye dalımlıdır. Bu çizgisel yapılara eşlik eden hareket yönü 
belirteçleri tektonik taşınmanın kuzeydoğuya olduğunu belirtir. Sultan Dağları’nın 
güneydoğu bölümünde, çizgisel yapılar KB-GD yönleme sahiptir ve düşük açılar ile KB 
ve GD ye dalımlıdır. Bu alanda çizgisel yapılara eşlik eden hareket yönü belirteçleri 
tektonik taşınmanın güneydoğuya olduğunu belirtir. Burada sunulan kinematik veriler 

30. YIL JEOLOJİ SEMPOZYUMU
         25 - 27 EKİM 2007
Ç.Ü. JEOLOJİ MÜHENDİ SLİĞİ BÖLÜMÜ
 
 
184
orta Toroslarda Lütesiyen sonrası nap yerleşimi ile ilgilidir, daha önceki deformasyon 
özelliklerinin incelenmesi gerekir. 
 
ABSTRACT 
 
We described deformation of the tectonostratigraphic units along the Sultan Dağları, 
which trends NW-SE in the area between Çay (Afyonkarahisar) and Hüyük (Konya) in 
central Turkey. The Taurids trending along the south part of Turkey consists of a series 
of nappes. Six tectonostratigraphic units have been separated in this nappe package 
(Özgül, 1976) based on their internal stratigraphy, metamorphic grade and structural 
position. The Geyik Dağı, Bolkar Dağı, Aladağ, Alanya, tectonic units consists of 
carbonates and detrital rocks deposited in a platform environment. Bozkır and the 
Antalya units contain tectonic slices of  deep sea sediments, ophiolites and submarine 
basic volcanic rocks.  
The Sultan Dağı relative autochton is a part of Geyik Dağı unit that is considered to be 
the relative  autochthon of the Taurids, and the nappes are the parts of either Aladağ or 
Bolkar Dağı units. The Sultan Dağı relative autochton, composed of the 
metasedimentary rocks ranging in age from Cambrian to Lutetian, is the structurally 
lowest tectonostratigraphic unit of the Sultan Dağları region. The Akşehir nappe 
tectonically overlays the Sultan Dağı relative autochton, and is composed of a 
metasedimentary sequence represented in ascending order by quartzite, crinoid-bearing 
recrystallized limestones and metapelites ranging in age from the Devonian to Permian. 
The Doğanhisar nappe is represented by metasedimentary rocks with higher 
metamorphic grade than the Sultan Dağı relative autochton. The ages of the rock units 
in the Doğanhisar nappe range from Infracambrian to Cretaceous. The Çay nappe is the 
structurally highest tectonic slice, and is composed of metaclastic rocks with rare 
volcanic intercalations and crinoid-bearing recrystallized limestones. The rock units in 
the Çay nappe range in age from Devonian to Cretaceous. 
Metapelites, metapsammites and metacarbonates in the relative autochthon and the 
nappes have anastomosing foliation in the field, however in thin sections they show 
rough to continuous foliation. The rough foliation is defined by micaceous cleavage 
domains showing preferred orientation of elongate grains and phyllosilicates in beards 
formed around the coarse grains. Microlithons exhibit a wide range of preferred 
orientations of detrital grains from random to strongly oriented. The linear fabric in the 
Sultan Dağları region is identified by stretching lineation along foliation plane
crenulation axis, long axis of elongated pebbles, mineral lineation and fibrous crystal in 
pressure shadows. The asymmetry of shear bands, porphyroclasts, S/C relationship and 
quartz and calcite sigmoids were used to define shear sense during emplacement of the 
nappes. In the northwest part of the Sultan Dağları, the linear fabric in Sultan Dağı 
relative autochton and Çay nappe trends in NE direction and slightly plunges to NE and 
SW, and asymmetric structures associated to the linear fabric indicate a top-to-the NE 
shear sense. To the southeast part of the Sultan Dağları, the linear fabric of the 
autochthon and nappes trends in NW, and slightly plunges to the NW and SE, and 
asymmetric structures associated to the linear fabric indicate a top-to-the SE shear 
sense. The kinematic data presented here are related to the post-Lutetian nappe 
emplacement in the central Taurids, and the earlier deformation events in the Sultan 
Dağları need further studies. 
 

30. YIL JEOLOJİ SEMPOZYUMU
         25 - 27 EKİM 2007
Ç.Ü. JEOLOJİ MÜHENDİ SLİĞİ BÖLÜMÜ
 
 
185
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
COĞRAFİ BİLGİ SİSTEMİ 
 

30. YIL JEOLOJİ SEMPOZYUMU
         25 - 27 EKİM 2007
Ç.Ü. JEOLOJİ MÜHENDİ SLİĞİ BÖLÜMÜ
 
 
186
Mersin Kuzeyinde Yer Alan Jeolojik Birimlerin Landsat Uydu Görüntüsü 
Kullanılarak Ayrımı (G Türkiye) 
 
Dıscrımınatıon Of Geologıcal Unıts Usıng Landsat Satellıte Images In The North Of Mersin (S 
Turkey) 
 
Özgür KALELİOĞLU ve Erol ÖZER 
Mersin Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Jeoloji Mühendisliği Bölümü, 33343, Çiftlikköy-Mersin 
ozgurkalelioglu@gmail.com
  
 
ÖZ 
 
Uzaktan algılama yöntemleri ile elde edilen uydu görüntüleri, günümüzde birçok alanda 
yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Jeolojide ise jeolojik haritalamada, yapısal 
analizlerde ve ekonomik değer taşıyan hammadde kaynaklarının araştırılmasında son 
20–30 yıldır artan bir eğilimde yararlanılmaktadır. 
Bu çalışmada da Mersin ilinin kuzeyinde Arslanköy-Güzelyayla yöresinde yer alan 
birimlerin ayırt edilmesi amacıyla Landsat 5 TM uydu görüntüsü kullanılmıştır.  İlk 
olarak görüntüden çalışma alanını kapsayan kısım kesilmiş, elde edilen ham görüntüye 
histogram zenginleştirme, kenar belirginleştirme filtreleri, dekorelasyon germesi ve 
temel bileşenler analizi gibi tek bantlı ve çok bantlı görüntü zenginleştirme işlemleri 
uygulanarak yorumlanmaya hazır hale getirilmiştir.  İstatistiksel sonuçlar ve arazi 
çalışmalarıyla birimlerin litolojileri hakkında elde edilen veriler yardımı ile uygun RGB 
kodunda üçlü bant kombinasyonları hazırlanmıştır. Bu kombinasyonların 
yorumlanmasıyla oluşturulan jeoloji haritası saha çalışmalarıyla hazırlanan jeoloji 
haritasıyla karşılaştırılmış ve iki harita arasında büyük oranda uyumluluk olduğu 
belirlenmiştir.  
Yapılan tüm çalışmalar sonucunda 9 adet kaya stratigrafi birimi ayırt edilmiş ve 
bunların birbirleriyle olan ilişkileri açıklanmıştır. Bu birimler yaşlıdan gence doğru; 
Triyas yaşlı Karagedik Formasyonu, Jura-Senoniyen yaşlı Cehennemdere Formasyonu, 
Geç Kretase yaşlı Mersin Ofiyoliti, Geç Kampaniyen-Maastrihtiyen yaşlı Yavca 
Formasyonu, Maastrihtiyen-Paleosen yaşlı Fındıkpınarı Karışığı, Oligosen-Alt Miyosen 
yaşlı Gildirli Formasyonu, Alt-Orta Miyosen yaşlı Kaplankaya Formasyonu Alt-Orta 
Miyosen yaşlı Karaisalı Formasyonu ve Kuvaterner yaşlı alüvyondur.  
 
Anahtar Kelimeler: Uzaktan Algılama, Coğrafi Bilgi Sistemleri, Tektono-stratigrafi, 
Arslanköy-Çamlıyayla (Mersin). 
 
ABSTRACT 
 
Satellite images gathered from the different remote sensing techniques are widely used 
in different areas. It has increasing usage trend since the last two-three decades for the 
geologic mapping, structural analysis and research of the economic raw material in the 
geology.  
Landsat 5 TM satellite image was used in this study for discrimination of the geological 
units in Arslanköy-Güzelyayla region in north of Mersin Province.  Firstly, borders of 
the study area has been cut from the Landsat 5 TM images, then image was 
geometrically corrected with using the check points over the topographical map, single 
and multiple band enhancement processes such as linear contrast enhancement, edge 

30. YIL JEOLOJİ SEMPOZYUMU
         25 - 27 EKİM 2007
Ç.Ü. JEOLOJİ MÜHENDİ SLİĞİ BÖLÜMÜ
 
 
187
detection filtering, decorrelation stretch and principal component analysis were applied 
to this raw satellite image in order to make interpretation. RGB colour composites of 
the satellite images provide an easier visual analysis. Suitable RGB colour composites 
of the study area were prepared with the aids of statistical results and lithological 
information about the study area. The geology map of the study area, which was 
prepared based on an interpretation of these combinations, was compared with the 
geological map that prepared in the field. These maps show great similarity. 
As a result of the all studies, 9 lithostratigraphic units were distinguished and their 
properties were explained. These units from old to young are; the Triassic Karagedik 
Formation, the Liassic-Senonian Cehennemdere Formation; the Late Cretaceous Mersin 
Ophiolite, the Late Campanian-Maastrichtian Yavça Formation, Maastrichtian-
Palaeocene Fındıkpınarı Melange, the Oligocene-Lower Miocene Gildirli Formation, 
the Lower-Middle Miocene Kaplankaya Formation, the Lower-Middle Miocene 
Karaisalı Formation and Quternary alluvium. 
 
Keywords: Remote Sensing, Geographic Information System, Tectono-stratigraphy, 
Arslanköy-Çamlıyayla (Mersin). 
 

30. YIL JEOLOJİ SEMPOZYUMU
         25 - 27 EKİM 2007
Ç.Ü. JEOLOJİ MÜHENDİ SLİĞİ BÖLÜMÜ
 
 
188
Heyelan Duyarlılık Haritalarının Yerleşim Yeri Seçimindeki Önemi ve Halifkale 
(Bayburt) Heyelanı 
 
The Importance of Landslide Susceptibility Maps in Determination of Suitable Settlement Areas 
and Halifkale (Bayburt) Landslide 
 
Ali YALÇIN
 
Aksaray Üniversitesi, Müh. Fak., Jeoloji Mühendisliği Bölümü, 68100, AKSARAY,  
ayalcin@nigde.edu.tr
 
 
ÖZ 
 
Doğal afetler hemen hemen dünyanın her yerinde meydana gelmekte ve çeşitli can ve 
mal kayıplarına sebep olmaktadır. Bu afetlerin çoğunun önlenemez olması nedeniyle 
daha çok zararlarının azaltılması için çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu bağlamda, 
bir doğal afet türü olan heyelanların zararlarının azaltılması ve minimuma indirilmesi 
etkili bir planlama çalışması ile mümkün olmaktadır. Bu amaca yönelik olarak, gerek 
tarım alanları gerekse yeni yerleşim alanlarının belirlenmesi başta olmak üzere diğer 
mühendislik yapılarının yeri seçiminde, heyelan duyarlılık haritalarının üretilerek elde 
edilen veriler çerçevesinde planlama çalışmaları yapmak büyük önem taşımaktadır. 
Böylece ileride oluşabilecek heyelanlara daha baştan önlem alınarak zararları azaltılmış 
olacaktır. Özellikle yerleşim yerlerinin belirlenmesinde bu haritalar altlık olarak alınır 
ve planlamalar buna göre yapılırsa sonradan oluşacak zararlar azaltılarak güvenli hayat 
alanları tesis edilmiş olur. Bunun aksi bir durumda ise zararlar çok büyük boyutlara 
ulaşmakta ve insanlar büyük acılar çekmektedirler. Bu çalışmada, heyelana yönelik bir 
araştırma yapılmadan yerleşim yerinin seçildiği Halifkale (Bayburt)’den bir örnek 
değerlendirilmiştir.  Halifkale yöresinde yapılan 10 bloktan oluşan bir site heyelan 
tehdidi altındadır. Bu alan seçilirken herhangi bir mühendislik değerlendirilmesi 
yapılmamış ve topoğrafyası uygun diye bu bölge seçilmiştir. Mayıs 2004 yılında bu 
alanın doğusunda bulunan yamaçta büyük ölçekli bir heyelan meydana gelmiştir. 
Yapılan jeolojik ve mühendislik jeolojisi çalışmaları sonucunda, heyelan alanında 
kireçtaşından oluşan Bergida Formasyonunun egemen olduğu ve bu birim içerisinde 
birbirini takip eden fay sisteminin varlığı tespit edilmiştir. Ayrıca formasyonun 
faylanma ile oluşan yüzeylemeleri arasında kil, kum, iri kumtaşı ve kireçtaşı 
karışımından oluşan yamaç molozu bulunmaktadır. Bu jeolojik özelliklerin yanında 
önemli bir faktör olarak da küçük vadi içlerindeki suyun varlığı ve yağış periyotlarında 
bu suyun artışı Halifkale heyelanını tetikleyen faktör olmuştur. Meydana gelen heyelan 
sonucunda kayan malzeme yamaca yakın konutlara kadar dayanmış ve aradaki istinat 
duvarlarını, yolları ve elektrik hatları tahrip etmiştir. Ayrıca, stabilitesi bozulan kütle 
askı halinde yine tehdit olarak yamaçta durmakta ve kütlenin su miktarındaki artışa 
bağlı olarak kaymalar devam etmektedir. Bölgede yaşayan insanlarda ise sürekli bir 
tedirginlik içerisindedir. Stabilitesi bozulan kütlenin hacmi çok fazla olduğu için o 
alandan uzaklaştırılması veya iyileştirme işlemlerinin yapılması maliyetli 
görünmektedir. En azından vadi suyunun ve yüzeyden gelebilecek suların drenajı ve 
heyelan topuğunda akan malzemenin binalara zararı olmadan istinat duvarıyla yönünün 
değiştirilmesi ve alanın afet bölgesi ilan edilerek özellikle yeni yapılaşmalara 
kapatılması sağlanmalıdır. Görüldüğü üzere baştan çok düşük maliyetlerle yapılacak 
araştırmalar gerçekleştirilmeden gelişigüzel belirlenen yerleşim alanları daha sonra çok 

30. YIL JEOLOJİ SEMPOZYUMU
         25 - 27 EKİM 2007
Ç.Ü. JEOLOJİ MÜHENDİ SLİĞİ BÖLÜMÜ
 
 
189
daha büyük kayıplara sebebiyet vermektedir. Bundan dolayı planlama çalışmaları 
yapılırken heyelan duyarlılık haritalarına büyük önem verilmelidir. 
 
Anahtar Kelimeler: Heyelan, heyelan duyarlılık haritası, yamaç molozu, uygun 
yerleşim yeri, Halifkale (Bayburt)  
 
ABSTRACT 
 
Natural hazards can result in enormous property damage and human casualties in 
worldwide. Social and economic losses due to landslides can be reduced by means of 
effective planning and management. Therefore, landslide susceptibility maps are 
required for planning as cultivated area, new settlement regions, and engineering 
structures. Especially, planning activities and measures along with these plans prior to 
disasters would ensure not only the prevention of life losses but also the minimization 
of social effects and economic losses. Conversely, the losses are very huge and people 
suffer a lot. In this study, one sample that couldn’t investigate in landslide studies was 
chosen from Halifkale (Bayburt). An engineering analysis wasn’t accomplished in this 
region and the area was selected low slope topographical condition. The settlement area 
that constituted 10 blocks has been threatened to landslide. The engineering studies 
weren’t carried out for selection of the settlement area. The area was selected because of 
low topographical slope. A landslide has been occurred in a very wide area on the east 
hillside of this area at May 2004. The geological and engineering geological studies 
have been conducted on Berdiga Formation that constituted by limestone lithological 
units and successive faults systems. In addition to this, there is slope-wash constituting 
clay, sand, coarse grained sandstone, and limestone pieces interface the faults. As well, 
the water in small valley and increased rainfall has been triggered Halifkale landslide. 
After all, the sliding materials have been affected to blocks and damaged to retaining 
wall, road networks, and energy lines. Also, landslide risk has been attended for people 
living in the vicinity.  Water is one of the most predominant factors which cause 
landslides that usually occur during periods of high precipitation. So, in natural slope 
areas, it is important to construct drainage systems for collecting water so that 
movement on the slopes can be reduced and this region should be advertised as a 
disaster area.  Effective management strategies have been developed for reducing 
economic and social losses due to landslides.  
 
Keywords: Landslide, landslide susceptibility map, slope-wash, suitable settlement 
areas, Halifkale (Bayburt) 
 

30. YIL JEOLOJİ SEMPOZYUMU
         25 - 27 EKİM 2007
Ç.Ü. JEOLOJİ MÜHENDİ SLİĞİ BÖLÜMÜ
 
 
190
Karabiga (Çanakkale) ve Çevresinin Jeoloji Haritasının Uzaktan Algılama 
Kullanılarak Hazırlanması 
 
Preparatıon Of Geologıcal Map Of Karabiga (Çanakkale) And Surroundıng Area By Usıng 
Remote Sensıng Technıques, Biga Penınsula 
 
Mustafa AVCIOĞLU ve Fırat ŞENGÜN  
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Jeoloji Müh. Bölümü, 17020, Çanakkale 
m_avcioglu@comu.edu.tr

firatsengun@comu.edu.tr
   
 
ÖZ 
 
Kuzeybatı Anadolu’da Biga Yarımadası’nın kuzey kesiminde yeralan Karabiga ve 
çevresi Biga Yarımadası’nın jeolojisinin anlaşılmasında önemli bir yer tutmaktadır. Bu 
çalışmada, öncelikle bölgenin 1/25000 ölçekli ayrıntılı jeoloji haritası arazi çalışması 
sonucunda hazırlanmıştır. Bu haritada bölgede yüzlek veren dört farklı kaya birimi
 
ayırt 
edilerek fayların ve kaya birimlerinin konumları gösterilmiştir. Bu çalışmanın amacı, 
önceden arazide saptanmış olan jeolojik ve tektonik verilerin, uzaktan algılama 
teknikleri kullanılarak elde edilen sonuçları ile coğrafi bilgi sistemlerine aktararak 
karşılaştırılmasıdır. Bu amaçla, bölgenin 1/25000 ölçekli jeoloji haritası ve topoğrafik 
haritası coğrafi bilgi sistemleri (CBS) kulanılarak sayısallaştırılmıştır. Sayısallaştırılan 
topoğrafik haritadan Sayısal Yükseklik Modeli (SYM) oluşturulmuştur. Coğrafi bilgi 
sistemlerine (CBS) aktarılan verilerin birbiriyle uyumluluğunun sağlanması için 
1/25000 ölçekli topoğrafik harita baz alınarak diğer verilerin coğrafi düzeltmesi 
yapılmıştır.
 
Araştırılan özelliklerin ayrıntılı bir şekilde gözlenebilmesi için uydu 
görüntüsü üzerinde; kontrast düzeltme, renk ve parlaklık iyileştirme, çizgisellik 
analizleri için çizgisellik filtresi (Yüksek Geçirgenlik Filtresi) işlemleri 
gerçekleştirilmiştir.
 
Oluşturulan bu uydu görüntüsü ile arazi çalışmaları sonucu elde 
edilen jeoloji haritasındaki birimlerin sınırlarının uyumlu olduğu belirlenmiştir.  
 
Download 14.86 Kb.

Do'stlaringiz bilan baham:
1   ...   14   15   16   17   18   19   20   21   22




Ma'lumotlar bazasi mualliflik huquqi bilan himoyalangan ©fayllar.org 2020
ma'muriyatiga murojaat qiling